Öyle yağma yok.
Temel sözlüsü Fadime’nin gözlerine baygın baygın bakarak,’’ artık sabrım kalmadı’’ der.’’ şunun şurasında düğüne bir hafta kaldı. Hadi gel bizim eve gidelim. Nasıl olsa haftaya evleniyoruz.’’
Fadime suratını asarak,
‘’öyle yağma yok. Her seferinde böyle söylüyorlar, Artık yaş tahtaya basmam’!’.
Nasıl becerdin
Temel iki kulağı yanmış bir halde hastaneye kaldırıldı. Onu gören doktor şaşkınlıkla’’ nasıl oldu bu iş ‘’der.
Temel’’ önemli bir haber bekliyordum. Ütü yaparken telefon çaldı. Dalgınlıkla kızgın ütüyü kulağıma getirdim’’ diye anlatır.
Doktor tekrar sorar,
‘’peki, öbür kulağını nasıl yaktın,
‘’Oni da ambulans çağırayım derken’’
Yalan demeyeceğim
Fadime evdeyken Temel’e hemen her zaman seni çok seviyirum, bi danem, sen bi danesun gibi sözler söylermiş. Temelde bunların mükâfatı olarak-k Fadime’yi Hacca gönderdi.
Hac’dan dönen Fadime daha önce söylediklerini söylemeyince dayanamayan Temel,
‘’ Fadime sen hacca gitmeden önce beni çok severdin güzel şeyler söylerdin şimdi ne oldi sağa’’ der.
Fadime’’ ben Hacı oldum yalan söylemeyeceğum’’
Neden bu hale geldik
Dursun, Temel’e’’ bayılıyorum şu atasözlerimize’’ der.
Temel’’ söyle de ben de bayılayım’’ diye cevap verir. Dursun sıralar,
‘’bal tutan parmak yalar, Devlet malı deniz, yemeyen keriz, Üzümü ye bağını sorma’’.
Temel’’ bu sözler iyi de memleketin halini yansıtmıyor’’ der ve ekler.
‘’zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır. Neden bu halde olduğumuzun özeti budur kardeşim’’.
Zamların yorumu
Temel arkadaşı Dursun’a alkollü içkilerin fiyatından dert yanar.
-‘’ne oluyor böyle yahu. Rakıya yine zam gelmiş. Bu gidişle millet iki kadeh içemez olacak’’.
Dursun;
‘’Tabii ya der içki zararlıdır. Onlar milletin sağlığını düşünüyor, içilmesin diye zam yapıyorlar.
-peki, ama tuvalet kâğıtlarına da hep zam geliyor. Buna ne diyelim’’
Türkiye’nin başkenti
Ülkede cehaletin artmasından şikâyet eden bir Gazeteci tanıdığı tiyatro sanatçısına,
-Yahu abi toplum iyice cahilleşti’ ‘der ve ekledi’’ şu yarışma programlarını izliyor musun? İnanılmaz basit soruları bile cevaplayamıyorlar. Yani Türkiye’nin Başkenti neresidir diye sorsalar onu da bilmeyecekler.
Tiyatrocu dostu, ‘’Yok artık yahu, sende bu kadar abartma. Türkiye’nin Başkentinin Adana olduğunu bilmeyecek kimse çıkmaz!’’
Dönülmez sokak
Direksiyon başındaki Temel’’ Sağa dönülmez’ ’işaretine aldırış etmeden sağa sapar ve aynı anda düdük sesiyle şaşırır, bir Trafik Polisi elinde ceza makbuzu ile yaklaşık sorar,
-‘’dönülmez levhasını görmediniz mi beyim,
–Temel boynunu büker’’ Vallahi Polis bey, levhayı gördüm de sizi hiç görmedim’’
Başbakan ve Gazeteci
Yaşanmış bir olaydır.
1950 li yıllarda DP döneminde Dünya Gazetesinin sahibi Bedii Faik, Demokrat Partiyi yazılarıyla eleştirir. Başbakan Menderes’in emriyle Avukatları gazete sahibine bir telgraf gönderir.
Telgrafta ‘’senin yazdıklarına kıçımızı siliyoruz’’ yazmaktadır.
Usta Gazeteci Bedii Faik ertesi gün köşesinde şöyle bir cevap verir.
‘’çok memnun oldum, Hiç olmazsa kıçınız akıllanır!’’
Sonra rivayete göre Başbakan Menderes gazeteci için‘’ aman susun, biz kaşındık!’’ der ve konu kapanır.
Sen neden gülmüyorsun
Temel bir holdingde çalışan arkadaşını ziyarete gider. Bu esnada şirketin patronu salona girer. Onu gören çalışanlar ayağa kalkar.
Espri yapmayı seven patron aklına gelen bir fıkrayı anlatır. Çalışanlar gülmeye başlar bir kişi hariç.
Anlattığı fıkrayanın beğenilmesinden memnun olan Patron o sırada Temel’in gülmediğini fark edince bozulur ve sorar,
‘‘sen neden gülmüyorsun, fıkramı beğenmedin mi’’?
Temel cevap verir’’ ben burada çalışmıyorum beyefendi’ ’der.
