Fatih Sultan KAR


DÖNEMİNE DAMGASINI VURMUŞ BİR İSİM RİZE MİLLETVEKİLİ FUAT SİRMEN

e-mail: fatihsultan.kar@gmail.com - Web: www.fatifsultankar.com


*Yıl­lar önce Mec­lis kür­sü­sün­de ko­nu­şan mil­let­ve­ki­li Fuat Sir­men: "bu mec­li­sin ya­rı­sı geri ze­ka­lı­dır" de­yin­ce mec­lis­te adeta kı­ya­met kop­muş­tu. Tepki çe­kin­ce özür di­le­me­si için tek­rar kür­sü­ye davet edi­len Fuat Sir­men yine kür­sü­ye çı­ka­rak; "özür di­le­rim bu mec­li­sin ya­rı­sı geri ze­ka­lı de­ğil­dir" deyip kür­sü­den in­miş­ti.
Fuat Sir­men, 1935 Tür­ki­ye genel se­çim­le­rin­de Er­zu­rum, 1939 – 1943 – 1946 Tür­ki­ye genel se­çim­le­rin­de Rize ve 1965 Tür­ki­ye genel se­çim­le­rin­de Rize İstan­bul mil­let­ve­ki­li ola­rak Tür­ki­ye Büyük Milet Mec­li­si’nde yer aldı. 1943-45 yıl­la­rı ara­sın­da İkti­sat ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı, 1948-50 yıl­la­rı ara­sın­da Eko­no­mi Ba­ka­nı, 1961-65 yıl­la­rı ara­sın­da Tür­ki­ye Büyük Mil­let Mec­li­si Baş­ka­nı ola­rak göre yaptı.
BA­BA­SI­NIN YO­LUN­DAN GİTTİ
Si­ya­set dün­ya­sı genç yaşta atı­lan Fuat Sir­men, 1899 yı­lı­nın soğuk bir Kasım gü­nün­de İstan­bul’da dün­ya­ya geldi. Ba­ba­sı za­ma­nın Tem­yiz Aza­la­rın­dan Mit­hat bey­dir. Aslen Art­vin­li’dir. Sir­men ilk ve orta tah­si­li­ni doğup boy at­tı­ğı şe­hir­de yaptı. Ça­lış­kan bir ta­le­be de­ğil­di ama, ze­kâ­sı­nı kul­lan­ma­sı­nı bi­li­yor­du. Sı­nıf­la­rı ra­hat­lık­la at­la­dı ve lise tah­si­li­ne baş­la­dı. En sev­di­ği ders­ler Ede­bi­yat ve Tarih gibi çok oku­ma­yı ge­rek­ti­ren ders­ler ol­du­ğu için, Sir­men’in kül­tü­rü git­tik­çe ge­niş­le­di. Bu arada fel­se­fe­ye de merak sardı. Lise tah­si­li ma­ce­ra­lı bir şe­kil­de sona erer­ken, küçük Sir­men’in ha­ya­tın­da bir ak­sa­ma oldu. Eski ha­ya­ti­ye­ti­ni kay­bet­ti ve içine ka­pa­nık bir genç hü­vi­ye­ti­ne bü­rün­dü. Zira o sı­ra­lar­da, çok sev­di­ği ba­ba­sı­nı kay­bet­miş­ti. Bu darbe onun her şe­yi­ne, hatta gezip toz­ma­sı­na bile tesir etti. Ba­ba­sı­nın acısı daha pek taze iken Sir­men için bir karar verme za­ru­re­ti do­ğu­yor­du. Ne ola­cak­tı? Bu su­alin ce­va­bım ver­mek genç ve ya­kı­şık­lı lise ta­le­be­si için zor ol­ma­dı: Ba­ba­sı­nın mes­le­ği­ne in­ti­sap edecek ve ondan bo­şa­lan yeri dol­dur­ma­ğa ça­lı­şa­cak­tı. Ni­te­kim öyle yaptı ve gidip İstan­bul Hukuk Fa­kül­te­si­ne kay­dol­du. Hukuk tah­si­li­ni se­ve­rek ve is­te­ye­rek yap­tı­ğı için fa­kül­te­yi hiç ak­sat­ma­dı. Bu arada fay­da­lı bir alış­kan­lık da edin­di: Spor! Spo­run her çe­şi­din­den zevk alı­yor­du. Bu ona kuv­vet­li ve sağ­lam bir vücut sağ­la­dı.
GENÇ VEKİL
Hukuk tah­si­li ve spor­tif fa­ali­yet­ler bir­lik­te in­ki­şaf etti. Sir­men, ya­kın­la­rı­na, iki kar­pu­zun bir kol­tu­ğa sı­ğa­bi­le­ce­ği­ni böy­le­ce gös­ter­miş oldu. Hukuk tah­si­li­ni bi­ti­rin­ce yeni bir karar aldı: Hukuk sa­ha­sın­da ken­di­ni ge­re­ği kadar ye­tiş­ti­ri­le­bil­mek için, hukuk il­mi­nin be­şi­ği sa­yı­lan Roma’ya git­mek. Roma’daki ika­me­ti zar­fın­da Sir­men bol bol ça­lış­tı ve hiç vakit har­ca­ma­dı. Yurda dön­dü­ğün­de iyi bir hu­kuk­çu ol­du­ğu­na inan­cı tamdı. Mü­kem­mel İtal­yan­ca ko­nu­şu­yor­du. Genç hu­kuk­çu ken­di­si­ni ana­yurt­ta, mes­le­ğiy­le hiç il­gi­si bu­lun­ma­yan bir va­zi­fe­nin bek­le­di­ği­ni gördü. Sir­men, An­ka­ra’daki, Mes­lek Mek­te­bin­de öğ­ret­men­lik ya­pa­cak­tı! Öğ­ret­men­li­ği ça­lış­kan hu­kuk­çu­nun mü­dür­lü­ğü takip etti. Fakat bu va­zi­fe Sir­men’i pek aç­mı­yor­du. Bunun için im­kân­la­rı zor­la­dı ve Ad­li­ye Ba­kan­lı­ğı­na trans­fer etti. Böy­le­ce mes­lek ha­ya­tın­da yeni bir devir de baş­la­mış oldu. Bu defa va­zi­fe­si, Ad­li­ye Ba­kan­lı­ğı mü­fet­tiş­li­ğiy­di. Kısa bir süre sonra da daha faal bir va­zi­fe­ye, An­ka­ra Cum­hu­ri­yet Sav­cı­lı­ğı­na atan­dı. Bu va­zi­fe de uzun sür­me­di. Zira o sı­ra­da Ata­türk, Tür­ki­ye Büyük Mil­let Mec­li­si’nde genç mil­let­ve­kil­le­rin bu­lun­ma­sı­nı, is­ti­yor­du. Bu arada Fuat Sir­men’in adı bahis ko­nu­su edil­miş­ti. Ni­te­kim 1935 yı­lın­da Er­zu­rum Mil­let­ve­ki­li ola­rak Mec­li­se girdi. Si­ya­si hayat için­de öy­le­ce 'hu­kuk­çu Sir­men yeni bir Hü­vi­ye­te bü­rü­nü­yor ve po­li­ti­ka­ya atı­lı­yor­du. 1939 – 1943 – 1946 Tür­ki­ye genel se­çim­le­rin­de üç dönem Rize Mil­let­ve­ki­li ola­rak mec­lis­te görev yaptı.
GENÇ VE ÇA­LIŞ­KAN BAKAN
Sir­men Mec­lis­te ken­di­ni gös­ter­me­si­ni bildi ve o sı­ra­lar­da teş­kil edi­len Müs­ta­kil Gru­bun İdare Ku­ru­lun­da va­zi­fe aldı. Hatta ku­ru­lun Baş­kan­lı­ğı­nı bile yaptı. Sir­men’in par­lâ­men­to ha­ya­tı 1943 yılma kadar böyle ha­re­ket­li, fakat ikin­ci plân­da bir adam ola­rak geçti. 1943 yılı geldi çattı ve Sa­ra­çoğ­lu ikin­ci defa ka­bi­ne­yi kur­mak­la va­zi­fe­len­di­ril­di, Sir­men’in de yıl­dı­zı par­la­dı. Zira Sa­ra­çoğ­lu bu genç ve ça­lış­kan hu­kuk­çu­yu ka­bi­ne­si­ne İkti­sat ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı ola­rak aldı. 1946-50 yıl­la­rı ara­sın­da Ada­let Ba­ka­nı, 1961-65 yıl­la­rı ara­sın­da Tür­ki­ye Büyük Mil­let Mec­li­si Baş­ka­nı ola­rak göre yaptı. 1946 yılı, Tür­ki­ye’ye yeni bir devir ge­tir­di. Ta­yin­le mil­let­ve­ki­li olma usulü artık ta­ri­he ka­rış­mış­tı.
KUM­BA­SAR VEKİLLİĞİ ONA BI­RAK­TI
Sir­men, Rize Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Teş­ki­la­tı­nın ön se­çi­mi­ne ka­tıl­dı. Rah­met­li Meh­met Ali Kum­ba­sar Rize CHP İl Baş­ka­nı idi. Yıl­lar­ca da bu gö­re­vi sür­dür­müş ve Ri­ze­li­le­rin sev­gi­si­ni ka­zan­mış­tı.
Se­çim­ler­de yok­la­ma­lar­da Kum­ba­sar bi­rin­ci Fuat Sir­men’de ikin­ci ol­muş­tu. Kum­ba­sar büyük bir ol­gun­luk gös­te­re­rek bi­rin­ci sı­ra­yı Fuat Sir­men’e ver­miş ikin­ci sı­ra­ya geç­miş­ti.
Sir­men se­çil­miş, Kum­ba­sar se­çi­le­me­miş­ti. Fuat Sir­men Rize’de, kuv­vet­li De­mok­rat Parti’ye karşı seçim mü­ca­de­le­si yaptı ve meş­hur se­çim­le­rin so­nun­da, Mec­li­se Rize mil­let­ve­ki­li sı­fa­tıy­la girdi. 1946-50 ara­sın­da­ki dev­re­de, Fuat Sir­men Ada­let Bakam ola­rak şöh­ret yaptı. İkinci Hasan Saka ka­bi­ne­sin­de bu gö­rev­de ça­lış­tı, ora­dan Gü­nal­tay ka­bi­ne­si­ne in­ti­kal etti. Ba­kan­lı­ğı do­la­yı­sıy­la dev­ri­ni dam­ga­la­yan adam­lar­dan biri oldu.
SİYA­SE­TE KISA MOLA
1950 se­çim­le­ri­ni CHP kay­be­din­ce Sir­men po­li­ti­ka­ya “kısa bir müd­det” kay­dıy­la sırt çe­vir­di ve tek­rar baba mes­le­ği olan avu­kat­lı­ğa döndü. İstan­bul’a yer­leş­ti ve avu­kat­lı­ğa baş­la­dı. İşin asıl dik­ka­ti çeken ta­ra­fı, çok kuv­vet­li bir hu­kuk­çu ol­du­ğu o zaman or­ta­ya çıktı. Bu arada, CHP için­de­ki ça­lış­ma­sı­na da, ses­siz­ce devam etti. CHP Mec­li­si üyesi oldu. Ni­te­kim ve­fa­sı­nın se­me­re­si­ni de sonra aldı. Sir­men’in po­li­ti­ka­ya karşı per­hi­zi ol­duk­ça uzun sürdü. 1961 se­çim­le­rin­de şan­sı­nı bir defa daha Rize’den de­ne­me­yi dü­şün­dü. Bu, Sir­men için bir ye­ni­den doğuş oldu. Hemen seçim böl­ge­si­ne koştu ve kesif bir pro­pa­gan­da fa­ali­ye­ti­ne geçti. Ri­ze­li­ler ken­di­si­ne ge­re­ken il­gi­yi gös­ter­di­ler ve onu mec­li­se gön­der­di­ler. Sir­men, 17 Mayıs 1981 ta­ri­hin­de İstan­bul SSK Göz­te­pe Has­ta­ne­si’nde vefat etti. Şişli Camii'nde kı­lı­nan öğle na­ma­zı­nın ar­dın­dan Zin­cir­li­ku­yu Me­zar­lı­ğı'nda top­ra­ğa ve­ril­di.
SİRMEN’DEN İKİ HA­TI­RA *MİLLET­VEKİLLERİNİN YA­RI­SI AKIL­LI­DIR
Bir gün Rize eski Mil­let­ve­kil­le­rin­den Fuat Sir­men, TBMM'de yap­tı­ğı bir ko­nuş­ma sı­ra­sın­da, "Mil­let­ve­kil­le­ri­nin ya­rı­sı ap­tal­dır'' de­yin­ce Mec­lis'te mil­let­ve­kil­le­ri­nin tep­ki­si­ni çek­miş.
Tep­ki­ler üze­ri­ne tek­rar söz alan Sir­men kür­sü­ye çı­ka­rak bu kez, "Mec­lis­te­ki­le­rin ya­rı­sı akıl­lı­dır'' demiş.
*RİZE’DE EVLAD EDİNDİ
Fuat Sir­men Rize Mil­let­ve­ki­li ve TBMM Baş­ka­nı se­çi­len Sir­men, kısa bir süre sonra Rize'ye ilk gi­di­şin­de çocuk yu­va­sın­da zi­ya­ret etti. Pro­fes­yo­nel Ri­zes­por’un ilk baş­ka­nı Ec­za­cı Ba­hat­tin Coş­kun yur­dun mü­dür­lü­ğü­nü yap­mak­ta idi.
Yu­va­da­ki bir oda da 0-1 yaş­la­rı ara­sın­da ona yakın bebek vardı. Coş­kun, Fuat Sir­men'den be­bek­ler­den bi­ri­si­ne hami ol­ma­sı­nı bakım ve tah­si­li­ni yap­tır­ma­sı­nı ister. Sir­men kabul eder ve be­bek­le­re bakar iç­le­rin­den bi­ri­si­ni işa­ret eder. Sir­men o kızı, öz kızı gibi ye­tiş­tir­di ve bü­yüt­tü.