Kudret Uğurlu EMİNSOY


HOCALI: İNSANLIĞIN UTANÇ GECESİ

Kudretugurlueminsoy33@gmail.com


Tarih bazen sadece bir gün değildir… Bazen bir milletin kalbine kazınmış bir yara, insanlığın alnına sürülmüş kara bir lekedir. 26 Şubat 1992… Hocalı Katliamı insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak hafızalara kazındı. Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında, masum siviller dünyanın gözleri önünde acımasız bir katliama maruz kaldı. O gece yalnızca bir şehir düşmedi… O gece insanlık yere düştü. Çocuklar… Kadınlar… Yaşlılar…

Silahsız, savunmasız insanlar; sadece Azerbaycanlı oldukları için hedef alındılar. Kaçmaya çalışan siviller kurşunlara hedef oldu, donarak can verenler oldu, aileler parçalandı. Birçok çocuk annesini, birçok anne evladını o karanlık gecede kaybetti. Resmî kayıtlara göre yüzlerce insan hayatını kaybetti. Ama sayılar hiçbir zaman yaşanan acıyı anlatmaya yetmez. Çünkü her sayı bir hayat, her hayat bir aile, her aile bir dünyadır. Hocalı ’da öldürülen sadece insanlar değildi… Vicdandı… Merhametti… İnsanlıktı…

HOCALI KATLİAMININ SEBEPLERİ VE O GÜNLERDE YAŞANANLAR

Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Azerbaycan'a karşı toprak iddiasında bulunmaya başlayan ve saldırıya geçen Ermeniler, 1991'in son günlerinde ablukaya aldıkları, bölgenin tek havaalanına sahip ve stratejik önem taşıyan kenti Hocalıyı işgal için harekete geçti. Aylar süren saldırılarını 25 Şubat 1992'de yoğunlaştıran Ermeniler, gece eski Sovyet Rus ordusunun o zaman Hankendi 'de bulunan 366. motorize alayının da yardımıyla Hocalı 'ya üç koldan saldırdı. İşgalle yetinmeyen Ermeniler, sivilleri toplu şekilde öldürerek, esirlere acımasızca işkence ederek 20. yüzyılın en kanlı katliamlarından birini yaptı.

Daha önce 7 bin kişinin yaşadığı Hocalı ‘da savunmasız durumdaki 106'sı kadın, 70'i yaşlı ve 63'ü çocuk 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtuldu, Ermeni güçleri 1275 kişiyi esir aldı, bunların 150'sinden daha sonra haber alınamadı. Katliamda 8 aile tamamen yok edildi, 25 çocuk her iki ebeveynini, 130 çocuk ise ebeveynlerinden birini kaybetti.

Katledilenlerin adli tıp muayeneleri ve şahit ifadeleri, Hocalı sakinlerinin kafa derilerinin soyulması, kulak, burun, cinsel organlarının kesilmesi, gözlerinin çıkartılması gibi kadın, yaşlı ve çocuk ayrımı yapılmaksızın akıl almaz işkencelere maruz kaldığını açıkça kanıtlıyor. Katliamın kurbanları arasında boynu vurularak, yakılarak katledilenlerin yanı sıra karnı süngülenen hamile kadınlar da var. O dönemde çekilen görüntüler ve fotoğraflar, katliamın büyüklüğünü ortaya koyuyor.

HOCALI’DA YAŞANANLAR SOYKIRIM OLARAK KABUL EDİLDİ

Hocalı'da yaşananlar, 1949 Cenevre Sözleşmelerinin, Birleşmiş Milletlerin (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme, Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi çok sayıda sözleşmenin ciddi ihlali anlamına geliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 22 Nisan 2010 tarihli kararında, Hocalı ‘da yaşananlar, savaş suçları veya insanlık aleyhine suçlarla eş değer eylemler olarak görüldü. Bugüne kadar 18 ülkenin parlamentosu ve ABD'nin 24 eyaletinin meclisi, Hocalı ‘da yaşananları kınayan ve soykırım olarak gören kararları kabul etti. 

TANIKLARIN GÖZLERİNDEN O KARANLIK GÜNLER 

Tanıkların hafızasında silinmez izler bırakan katliamdan kurtulanlar, yaşadıkları işkencelerin ve yakınlarını kaybetmenin acısını hala unutamıyor. Katliamda maddi ve manevi yaralar alan tanıklardan biri olan 69 yaşındaki Elmira Kerimova, Ermeni güçlerce ailesiyle birlikte esir alındı ve ağır işkencelere maruz kaldı. Çocuklarıyla birlikte yaklaşık bir hafta işkencelerle dolu esaret hayatı yaşayan, eşini ve kardeşini kaybeden Kerimova, hiçbir zaman hafızasından silemediği o günleri şöyle anlatıyor: "34 yıldır ölü gibi yaşıyorum"

“Ermeniler 25 Şubat 1992'de akşam saatlerinden itibaren farklı yönlerden tank ve zırhlı araçlarla saldırıya geçtiler. Kasabayı yoğun top ve füze atışına tuttular. Eşim, iki çocuğum, erkek kardeşim ve bazı diğer Hocalı sakinleriyle kaçmaya çalıştık. Oğlum 6 yaşında, kızım 3 yaşında, ben de 6 aylık hamileydim. Dağlık alanda saklandık. Fakat Ermeniler bizi buldu ve esir aldılar.

Esir düştüğümüzde Ermeniler kocamın kafasına silah dipçiğiyle vurdular. Ben kocama yardım etmek isterken bana da tekme attılar. Eşim hamile olduğumu söylese de dinlemediler ve dayağa devam ettiler. Karşı geldikleri için eşim ve erkek kardeşimi feci şekilde dövdüler. Erkek kardeşimi bir çukura iterek üzerine el bombası attılar. Bununla yetinmeyerek gözümüzün önünde canlı canlı yaktılar. Çocuklarıma da işkence yapıldı. Oğlumun diz kemiğini kırdılar. Bizi döve döve Askeran'a götürüp hapishaneye attılar. Hapishanede beni dışarı çıkartarak işkence yaptılar. Saçlarımdan yakalayıp sürüklediler, sırtıma tekmeler attılar. O gece bebeğimi kaybettim.

Erkekleri başka yerde tutuyorlardı. Eşimi 4 kişiyle birlikte Hankendi'ne götürmüşler ve orada kafasını kesmişler. Kesik kafasını getirip bana gösterdiler. Bakmak istemedim fakat kafama silah dayadıkları için baktım ve saçlarından eşim olduğunu anladım.

Esaret süresince bizlere iki kez temizlik yapılan kovalarla su verildi. Ermeniler özellikle genç kızlara acımasızca davranıyorlardı. Nasıl kurtulduk? Evet, Ağdam bölgesindeki Azerbaycan birliklerinin komutanı Allahverdi Bağırov'un girişimleri sonucu benzin karşılığında serbest kaldık. Ermeniler kız kardeşimi ve kız kardeşimin çocuğunu da katlettiler. Ermenilerin bize yaptığı vahşet hiçbir şeyle bağdaşmıyor. Olayların canlı tanığı olarak 34 yıldır ölü gibi yaşıyorum."

HOCALI KATLİAMINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ

Savaşın kendisi zaten büyük bir trajedidir. Ama sivillerin hedef alındığı katliamlar, savaşın bile ötesinde bir barbarlıktır. Hangi millet, hangi din, hangi ideoloji adına olursa olsun; masum insanların canına kıymak insanlık suçudur. Zulüm kimden gelirse gelsin lanetlidir. Masum kanı döken her el, tarih önünde de vicdanlar önünde de mahkûmdur.

Bugün Hocalı’yı anarken sadece Azerbaycan’ın acısını paylaşmıyoruz. Aynı zamanda insanlığın ortak vicdanını hatırlıyoruz. Çünkü acının milliyeti yoktur. Mazlumun dili, dini, ırkı olmaz. Bu yüzden Hocalı’yı anmak yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Bu, insanlığın bir daha aynı karanlığa düşmemesi için hafızayı canlı tutmaktır. Unutursak, benzer acılar yeniden yaşanır. Hatırlarsak, belki bir daha yaşanmaz. Bugün Hocalı ‘da hayatını kaybeden tüm masumları rahmetle anıyor, zulmü gerçekleştirenleri lanetliyoruz. 

26 Şubat 1992’de Azerbaycan’ın Hocalı kasabasında yaşanan katliam, insanlık tarihinin en acı sayfalarından biri olarak hafızalara kazındı. Masum sivillerin hedef alındığı bu karanlık gece, yalnızca Azerbaycan’ın değil bütün insanlığın ortak yarasıdır. Hocalıyı unutmamak, unutturmamak ve tüm savaşların insanlık dışı olduğunu haykırmak insanlığın ortak sorumluluğudur. İnsanlık adına bir sözümüz var: Unutmadık… Unutmayacağız… Unutturmayacağız…

Bu duygularla herkese sevgi ve saygılarımı yolluyorum. Hoşça kalın ve elbette ki her zaman ve her yerde uyanık kalın. Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.