İbrahim Sırmalı


İBADURRAHMAN (ALLAH'ın Kulları)

Emekli Müftü - muftu.ibrahim@gmail.com



    Hamt Allaha aittir. O'na hamt ediyoruz, Ondan yardım talep ediyoruz. Ondan bizi affetmesini istiyoruz. Nefislerimizin fenalıklarından ve amellerimizin kötülüklerinden Allaha sığınıyoruz. Allah kimi doğru yola iletirse kimse onu doğru yoldan saptıramaz. Kim de doğru yoldan saparsa kimse onu doğru yola iletemez. 
Allahtan başka ilah olmadığına şahidim, O tektir, eşi yoktur. Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahidim.    
   يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِهٖ وَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
Al-i İmran suresi 3.102 - Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün.
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا
Nisa suresi 4.1 - Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da  eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدٖيدًا
Ahzap Suresi 33.70 - (70-71) Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.
    Alla hu Teala Kerim olan kitabında buyuruyor: 
يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظٖيمًا
Ahzap suresi 33.71 - (70-71) Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.
    Bundan sonra. Sözün en doğru olanı Allah'ın kitabıdır. Rehberliğin hayırlı olanı Allah'ın Nebisi Abdullah'ın oğlu Muhammet s.a.s.in rehberliğidir. İşlerin kötü olanı sonradan ortaya çıkarılanlardır. Sonradan ortaya çıkarılanlar bidattir. Her bidat sapıklıktır. Her sapıklık cehennemdedir.
Alla hu Teala Kerim olan kitabında buyuruyor: 
وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذٖينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
Furkan suresi 25.63 - Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selâm!" der (geçer)ler.
وَالَّذٖينَ يَبٖيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا
Furkan suresi 25.64 - Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
Furkan suresi 25.65 - Onlar, şöyle diyenlerdir: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!"
اِنَّهَا سَاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
Furkan suresi 25.66 - "Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası."
وَالَّذٖينَ اِذَا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا
Furkan suresi 25.67 - Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
وَالَّذٖينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًا
Furkan suresi 25.68 - Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ فٖيهٖ مُهَانًا
Furkan suresi 25.69 - Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır.
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُولٰئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّپَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا
Furkan suresi 25.70 - Ancak tövbe edip de inanan ve Salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاِنَّهُ يَتُوبُ اِلَى اللّٰهِ مَتَابًا
Furkan suresi 25.71 - Kim de tövbe eder ve Salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
وَالَّذٖينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا
Furkan suresi 25.72 - Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
وَالَّذٖينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا
Furkan suresi 25.73 - Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَامًا
Furkan suresi 25.74 - Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.
اُولٰئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فٖيهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًا
Furkan suresi 25.75 - İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.
خَالِدٖينَ فٖيهَا حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
Furkan suresi 25.76 - Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
قُلْ مَا يَعْبَٶُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
Furkan suresi 25.77 - (Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."
    Ey Müslümanlar! Bu ayeti kerimelerde Rahmanın kullarının sıfatları Allah ile ve kulları ile olan methedilmiş ahlakları aydınlatılmış olarak ortaya çıkıyor. Bu aydınlık dünya ve ahirete iyi bir rehberlikle ulaştırır.
    Bu sıfatlar Salih amellerdir. Değerli davranışlardır. Bunlarla tolumlar bina edilir. Burada güven, iffet, adalet ve istikamet dalgalanır. Yukardaki ayeti kerimede sayılan bu sıfatlarla sıfatlananlar hiç kimsenin kölesi değildir. Onlar yalnız Allah'ın kullarıdır. Ondan başkasına kul olmazlar. Başkasına itaat etmeyi Allaha itaat etmenin önüne geçirmezler. Allah'ın kulları bu oranda aziz oldular. Başları dik oldu. Aziz ve Ala olan Haliktan başkasına bunu arzulamazlar   
    Bunların güzel sıfatlarındandır: Tevazu(alçak gönüllü olmak).  Müminlere kanatlarını germektir. Onlar kibirli değildir. Onlar zorba değildir. Onlar yüksekte değildir. Onlar mağrur değildir. Onlar müminler alçak gönüllüdür. Kâfirlere karşı azametlidir. Onların tevazu sahibi olmaları kendilerine ancak yükseklik ve yücelik kazandırır. Bu Allah indinde acilen sevap olsun diye olur. Resulullah s.a.s  buyurdu: 
من تواضع لله رفغه الله) (
 Kim tevazu (alçak gönüllü olursa) gösterirse Allah onu yükseltir. 
    Tevazu: Resulullahın s.a.s in köklü ahlaklarından olduğu bilinir. Rabbi Teala Ona ayeti kerimede şöyle buyurdu:
لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِهٖ اَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنٖينَ
Hicir suresi 15.88 - Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve müminlere (şefkat) kanadını indir.
Kim Resulullahın -Ona salat ve selam olsun-davranış biçimine tabi olursa bunu mihenk taşı olarak bulur.
    Hz. Enes'ten r.a. rivayet edildi. Buyurdu: Bir Hanım Resulüllah'a s.a.s.  geldi. Dedi ki: Ey Allah'ın Resulü! Benim sana ihtiyacım var. Resulüyle cevaben buyurdu: ''Ey falancanın anası. İstediğin bir yere otur. Bende senin yanına oturayım.''  Hz. Enes'ten r.a. rivayet edildi. ''Resulüllah arpa ekmeğini ve hayvanın içinin yağının eritilerek yapılmış kokusu değişmiş, tadı bozulmuş yemeye davet edilirdi. Onu kabul eder ondan yerdi.'' Hz. Enes'ten rivayet edildi. Kimse kendilerine Resulülah'dan daha fazla sevimli değildi. Buyurdu: Ayağa kalkmanın kerahetini öğrendikten sonra Onu gördükleri zaman ayağa kalkmazlardı. Hz. Aişeye soruldu: Resulüllah evinde ne yapardı? Cevap verdi: ''İnsanlardan bir insandı. Elbisesini iyice incelerdi. Koyununu sağardı. Kendi ihtiyaçlarını karşılardı.''
    Tevazu hakkında Alla hu Teâlâ şöyle buyurdu:  
وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذٖينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
Furkan suresi 25.63 - Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selâm!" der (geçer)ler.
    Allah'ın kulları! Şunlar Rahmanın kullarının sıfatlarındandır: Onlar af eden ve bağışlayan ehliydiler. Onlara sefih(alçak) olanlar sözleri ile eziyet ettiği zaman iyilikle cevap verirler. Zarif sözlerle onlara hitap ederler. Günahtan ve cahillerin cehaletinden teslim olurlar. 
    Bu değerli ahlak af etme ahlakıdır. Büyük bir ahlaktır. Sözleri bir araya getirir. Safları birleştirir. Kalpleri birbiri ile sevdirir. Ailesini insanlar sever. Bu muttakilerin sıfatlarındandır. Onlar bu sıfatlarla cennete kavuşurlar.
    Alla hu Teala şöyle buyurur:   
وَسَارِعُوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّقٖينَ
Al-i İmran 3.133 - Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
اَلَّذٖينَ يُنْفِقُونَ فِى السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ وَالْكَاظِمٖينَ الْغَيْظَ وَالْعَافٖينَ عَنِ النَّاسِ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنٖينَ
Al-i İmran 3.134 - Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.
    Bu gün yaşadığımız yaşantı ile bu değerli ahlaka muhalif amel eylemek nerededir. Resulullah s.a.s.in hayatında kendisine cahillik edenleri affından, bağışlamasından, hoşgörüsünden, parlak örnekler vardır. Burada onlara kendi çıkarına yardım etmedi. Kendine pay almadı. O ancak Allah için yardım eyledi. Müşriklerden, Yahudilerden, münafıklardan ve Araplardan kendisine eziyet edenleri af eyledi.
    Usame b. Zeyit'ten r.a. rivayet rivayet edildi. O buyurdu: Resulullah s.a.s. Sa'd b. Ubadeye  beni el-Haris b. El-Hazrece Bedir vak'asından önce dönmek üzere çıktı. Yine buyurdu: Abdullah b. Ubey ibni Seluk'un bulunduğu meclise uğradı. Bu Abdullah b. Ubey mülüman olmadan önceydi. (Yani  görünüşte.) O anda mecliste Müslümanlar, putlara tapan müşrikler, Yahudiler ve Müslümanlar arasında bir karışıklık oldu. Abdullah b. Revvahe meclisinde de karışıklık oldu. Meclis hayvanlardan çıkan toz ile örtülünce Abdullah b. Ubey burnunu elbisesi ile örttü. Sonra ''Üzerimize toz çıkarmayın'' dedi. Resulullah s.a.s onlara selam verdi. Sonra durdu. Hayvanından indi. Onları Allah'ın dinine davet etti. Onlara K. Kerim okudu. Abdullah b. Ubey ibni selul dedi: ''Ey kişi söylediğin güzel değil. Eğer söylediğin doğru ise bu meclisimizde bize eziyet etme. Kendi konaklama yerine git. Senin yanına gelenlere anlatmak istediklerini anlat''. Abdullah b. Revahe evet ya resulullah dedi. Meclisimizde geceleyelim. Bunu istiyoruz. Müslümanlar, müşrikler ve Yahudiler karşılıklı hakaretleştiler. Nerede ise kavga edeceklerdi. Nebi s.a.s. buna mani oldu. Seslerini azalttılar. Sakinleştiler. Sonra resulullah s.a.s. hayvanına bindi. Yürüdü. Sa'd b. Ubadenin yanına geldi. Nebi s.a.s. ona şöyle dedi: ''Ey Sa'd sen Ebu Habbab'ın ne dediğini duymadın mı? O Abdullah b. Ubeyyi istiyordu. O şöyle şöyle dedi.'' Sa'd b. Ubade dedi: Ey Allah'ın Resulü: ''Onu bağışla. Onu affet. Sana kitap indiren Allaha yemin olsun. Allah sana hakikati gönderdi. Bu yarım gölün halkı seninle bu yönde sulh yapmak istiyor. Gözleri asabiyetle bağlıdır. Allah sana verdiği hakikatlerle bundan razı olmayınca bunlar ortaya çıktı. Bu gördüğün gibi yapılanlardır. Resulüllah s.a.s. bunları affetti. Resulullah s.a.s. ve sahabesi müşrikleri ve ehli kitabi Allah'ın emrettiği gibi affederlerdi. Karşılaştıkları eziyetlere sabrederlerdi. Aziz ve Celil olan Allah buyurdu:   
لَتُبْلَوُنَّ فٖى اَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذٖينَ اَشْرَكُوا اَذًى كَثٖيرًا وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ
3 Al-i İmran.186 - Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.
    Buna şahit olanlar çoktur.
    Bu ayetlerde sübhan olan Allah c.c. buyuruyor:
وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذٖينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
Furkan suresi 25.63 - Rahmân'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selâm!" der (geçer)ler.
    Değerli dostlar! Allahu Tealaya Allah rizası için ibadet ehli olmaları Rahmanın kullarının sıfatlarındandır. Gece namazı gibidir. Şu bir gerçek ki gece olunca gece çıkmadan onlar gece namazını kılar, huşu ile K. Kerim okur ve sup han ve Teala Rablerinin huzurunda cani gönülden istiğfar eder bundan pay alırlar. Aziz ve Celil olan Allah Teala şöyle buyurur: 
كَانُوا قَلٖيلًا مِنَ الَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
Zariyar suresi 51.17 - Geceleri pek az uyurlardı.
وَبِالْاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Zariyar suresi 51.18 - Seherlerde bağışlama dilerlerdi.
    Bu namazın nefsi ıslah etmede, nefsin eğriliklerini düzeltmede, mükâfat kazanmada, erdemli emellere kavuşmada, üzüntülerden ve çirkin görülen şeylerden kurtulmada büyük önemi vardır.
    Bu namaz onları imana ve ihlasa götüren ibadettir. Namazın sahibi başka bir ibadette bulamadığı lezzeti ve kalbi huzuru bulur. Öyle ise farz namazlardan sonra en faziletli namazın teheccüt namazı olduğunu söylemekte tuhaflık yoktur. Resulüllah s.a.s. şöyle haber verdi. 
    Bu namaz Resulüllah'ın geceleyin eda ettiği alışkanlık namazıydı. Ona devam ederdi. Hastalığı dışında onu terk etmezdi. Allahu Teala şöyle buyurur. 
يَا اَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ
Müzemmil suresi 73.1 - Ey örtünüp bürünen (Peygamber)!
قُمِ الَّيْلَ اِلَّا قَلٖيلًا
Müzemmil suresi 73.2 - (2-3) Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt.
نِصْفَهُ اَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلٖيلًا
Müzemmil suresi 73.3 - (2-3) Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt.
اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْتٖيلًا
Müzemmil suresi 73.4 - Yahut buna biraz ekle. Kur'an'ı ağır ağır, tane tane oku.
    Hz. Aişe'ye Resulüllah'ın Ramazan ayında kıldığı namazdan soruldu? Cevap verdi. ''Resulüllah s.a.s. Ramazan ayında diğer zamanlarda on bir rekâtın üzerine ilave etmezdi. Dört rekât kılıyordu. Namazı güzel ve uzun kılmadan namazdan çıkmıyordu. Sonra dört rekât kılıyordu. Namazı güzel ve uzun kılmadan namazdan çıkmıyordu. Sonra üç rekât kılıyordu.
    Bu ayetlerde Rahmanın kullarının sıfatlarından vardır. Alla hu Teala şöyle buyuruyor.
وَالَّذٖينَ يَبٖيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا
Furkan suresi 25.64 - Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
    Müslüman topluluğu. İman hakkında ve Salih amel hakkında çalışmak Rahmanın kullarının sıfatlarındandır. Kendilerini cehennem ateşine girmelerinden dolayı onlar Allahtan korkuyorlardı. Cehennemin azabı cehennem ehlini yakar. Bu onların kulluklarının sadaka tındandır. Onlar amel ile korkunun arasını bir araya getirdiler.
    Alla hu Teala şöyle buyurdu:
اِنَّ الَّذٖينَ هُمْ مِنْ خَشْيَةِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَ
Mü'minun suresi 23.57 - Rablerinin azametinden korkup titreyenler,
وَالَّذٖينَ هُمْ بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ
Mü'minun suresi 23.58 - Rablerinin ayetlerine inananlar,
وَالَّذٖينَ هُمْ بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ
Mü'minun suresi 23.59 - Rablerine ortak koşmayanlar,
وَالَّذٖينَ يُؤْتُونَ مَا اٰتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ اَنَّهُمْ اِلٰى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ
Mü'minun suresi 23.60 - Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,
اُولٰئِكَ يُسَارِعُونَ فِى الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ
Mü'minun suresi 23.61 - İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.
    Bu sayılanlar salıh olanlardır. Allahtan bizleri de salıh olanlardan eylemesini isteriz. Onlar Allaha dua ediyor ve şöyle diyorlardı.
وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
Furkan suresi 25.65 - Onlar, şöyle diyenlerdir: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!"
    Resulullah s.a.s. Resullerin efendisi olmasına rağmen âlemlerin rabbinden korkanların efendisiydi. 
    Abdullah b. Abbas'tan Peygamberimizin ashabına şu duayı Kur'andan sure öğretildiği gibi öğretildiği rivayet edilir. ''
اللهم انى اعوذ بك من عذاب جهنم ومن عذاب القبر واعوذ بك من فتنة المسيح الدجال واعوذ بك من فتنة المحيا والممات
''Ey Allah'ım! Cehennemin azabından, kabrin azabından sana sığınırım. El-Mesih ed-Deccalın fitnesinden sana sığınırım. Diri olanların ve ölü olanların fitnesinden de sana sığınırım.'' 
    Ey faziletli kişiler! Rahmanın kullarının işlerinde faydalı amellerin ve salıh amellerin orta olanları kendilerine miras kaldı. O işlerin mutedil olanı kendilerine miras kaldı. Bu işlerde ifrat ve tefrite gidilmez. Bundan dolayıdır ki infak edilirken de orta yol tercih edilir. Bunların yanı başlarına mal nimetine zayi edecek israf yoktur.  Yine onların sıfatlarında hak edenlere karşılık cimrilikte yoktur.
    Allahu Teala şöyle buyurdu:  
وَالَّذٖينَ اِذَا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا
Furkan suresi 25.67 - Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.    Resulullah s.a.s. bu dünyada din uğruna dünya zevklerini feda ederek yaşadı. Bunun yanında Dünya'ya rağbet ediyordu. Gücü nispetinde hayatı bol ucuz yaşıyordu. Ancak bundan kaçınıyordu. Dünyada din uğruna dünya zevklerini feda ederek yaşanan bu hayat nafakasında ve tutumlu olmasında orta yolu takıp edip gidiyordu. O haksız yerde malını israf eden israf edici olmadı. Halkın hakkını elinde tutan cimride olmadı. O iki kötü arasında güzel bir şekilde yaşadı. Cimrilik ile israf arasında itidal ile yaşadı.
    Allah'ın kulları! Kur'an'a ait olan bu apaçık hitap şekli devam ediyor. Bu Salihlerin sıfatları ayrıntılı ifade ediliyor. Amellerin faziletlerini zikrettikten sonra- o amelleri tevazu, hilim, geceyi namazla geçirmek, dua etmek, malı infakta iktisat etmek, bunları yapıyorlar- Bunların hepsinden sonra hitap başka bir yöne umumi ve hususi ahlaksızlıklara intikal etti. 
    Hadisi şerif en büyük ahlaksızlıklardan ve günahlardan -oda Allaha şirk koşmaktır- sakınmalarından başladı. Allahu Teala şöyle buyurdu:
وَالَّذٖينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًا
Furkan suresi 25.68 - Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
    Bu masiyet: En büyük masiyet, en büyük günah ve en büyük zülümdür. Çünkü o kulluğun kuralını başka bir yere koymaktır. Allahu Teala şöyle buyurdu: 
وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِهٖ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَیَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ
Lokman suresi 31.13 - Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür."
Rahmanın kulları; aşikar olsun, gizli olsun, sözlü olsun ve fiili olsun Allaha şirk koşmaktan uzaktırlar. Alla hu Teala tektir. O onların mabududur. Onun tek olduğuna bütün değerlerine kendi fiillerine, kullarının fiillerine, isimleri ve sıfatlarına inanırlar.     
    Onların bu büyük günahtan uzak olmaları o kurtuluş gemisidir. O gemiye binenleri cehenneme girmekten kurtarır. Günahı olursa oraya girse de onu oradan kurtarır. Ebedi olarak oraya girmez.
    Resulullah şöyle buyurdu: 
(من مات لا يشرك بالله شيئا دخل الجنة ومن مات يشرك بالله شيئا دخل النار)
''Kim Allaha bir şeyi ortak koşmadan ölürse cennete girer. Kim Allaha bir şeyi ortak koşarak ölürse cehenneme girer.''
    Resulullah s.a.s. insanları Allahın tevhit inancına davet etti. O tevhit inancına inananların efendisiydi. Böylece öldü. Allaha şirk koşmaktan insanları uyardı. Resulullah s.a.s. insanların şirkten en uzak olanıydı.
    Hz. Ayşe'den rivayet edildi:''Ümmü Habibe ve ümmü Seleme ikisi Resulullaha s.a.s. Habeşistan'da içinde resimler olan bir kilise gördüklerini hatırlattılar.'' Resulullah s.a.s. buyurdu: Onlar içinde salıh adam olsa ve ölse, kabri üzerine mescit bina etseler, o resimleri camiye yapsalar, bu kişiler Allah indinde kıyamet gününde halkın şerlileridir.
    Resulullah s.a.s. buyurdu: ''Sizden öncekiler nebilerinin ve salih kişilerin kabirlerini mescitler edindiler. Dikkat edin! Kabirleri mescitler edinmeyin. Ben bunu size yasak ediyorum. 
    Sonra Allah Teala ibadurrahmanı masum kişileri öldürmek için saldırıdan uzak olmalarını sakındırmıştır. Şöyle buyurdu:
وَالَّذٖينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًا
Furkan suresi 25.68 - Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
Suçsuz ruhları yok etmek en şiddetli suçlardan bir suçtur. İbadurrahman masum olanları koruyandır. Kimse masum olanlara öldürme veya yaralama ile karşı koyamaz. Allahu Tealaya şirk koşmak öldürülmesi haram olan nefsi öldürmekten daha büyük günahtır. Öldürülmesi haram olan nefsin en yüksek derecesi mümin olan nefsidir. Allahu Teala şöyle buyuruyor. 
وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فٖيهَا وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَاَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظٖيمًا
Nisa suresi 4.93 - Kim bir mü'mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
Sahihayin kitabında Resulullah s.a.s. şöyle buyurur.
(المسلم من سلم المسلمون من لسانه ويده)
''Müslüman Müslümanların elinden ve dilinden güvende olan kimsedir.
    Ey Müslümanlar! Dikkatli olun. Bu dünyadan çıkarda boynunda masum (günahsız) Müslümanın kanı varsa işte o insanın Rabbiyle karşılaştığı günde büyük bir kayıptır. Kanlar akıtılmıştır. Kıyamet gününde insanlar arasında karar verilecek kan akıtanlar olacaktır. Resulullah buyurmuştur.
    Ey Müslümanlar! İbadurrahmanın sıfatlarındandır. Onlar fuhuşla ırzlara tecavüz etmezler. Onlar iffet, koruma ve temizlik ehlidir. Edep yerlerini eşleri hariç korurlar. Burada Allahu Teala şöyle buyurur:
(ولا يزنون ) ''Onlar zina etmeyen kimselerdir.'' Onlar kendileri ile fuhuş arasına denetimden ve Allah korkusundan çöller  ve hendekler koyarlar. Fuhşa götürecek araçları ve sebepleri terk ederler.
Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurur:
وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءَ سَبٖيلًا
İsra suresi 17.32 - Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.
    Gerçekten bu fuhuş bir topluma indiği zaman o toplum helak olur. Orada cezalar artar. Musibetler onların üzerlerine iner. Onlar delik deşik olur. Allah c.c. onlara hastalıkları ve acıları musallat eder. O hastalıkların ve acıların ilacı çetin olur. Hemen geçici ve kalıcı pişmanlıktan önce elden geldiğince sakınalım.
    Muhakkak Resulullah s.a.s. bisetten önce de sonra da iffetli kişilerin efendisiydi. Güzel hayatında bir suçlama veya eleştiri görülmedi. İffetli olmanın sebeplerini emrediyor ve fuhşa düşmekten ve fuhuşla kirlenmenin yollarından sakındırıyordu. Resulullah s.a.s. şöyle buyurdu: 
 (من استطاع البائة فاليتزوج فانه اغض للبصر واحسن للفرج ومن لم يستطع فعليه بالصوم فانه له وجاء)
''Ey gençler topluluğu, sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gözü haradan daha çok korur ve ferci de daha çok muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun. Çünkü oruç onun için bir kalkandır.'' (Abdullah b. Mes'uddan r.a. merfu olarak rivayet edilmiştir.)
Resulullah s.a.s. buyurdu:
(اياكم والدخول على النساء) 
Yabancı kadınların yanlarına girmekten sakının.'' Ensar'dan bir adam:
-Ey Allah'ın elçisi! Kadının, kocası tarafından akrabası olan erkek (hakkında) ne dersiniz? Dedi. Resûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
(الحمو الموت 
Kadının, kocası tarafından akrabası olan bu erkek (ile baş başa kalmak), ölümdür. (Bunun tehlikesi daha büyüktür).
Müslüman topluluğu. Bu üç tane günah, bunlar en büyük günah ve en çirkin olanlardır. Bundan dolayı bakınız, cezalardan Allahu Teala neleri tertip eyledi: 
وَالَّذٖينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًا
Furkan suresi 25.68 - Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ فٖيهٖ مُهَانًا
Furkan suresi 25.69 - Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır.
Günah işlemekle meydana gelen bir cezadır. Azap bu günahın üzerine düzenlenir. Kat kat olur. Ebedi olur. Ancak Allah c.c. rahmeti ile ve Hilmi (hoşgörüşü) ile bu günahlarla ve diğer günahlara Nasuh tövbesi ile tövbe edenlere tövbe kapısını açtı. Onların tövbesini kabul ediyor. Salih amellerle onları doğru yola yönlendiriyor. Önceki günahları örtülüyor. Allah c.c. şöyle buyurdu:
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُولٰئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّپَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا
Furkan suresi 25.70 - Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاِنَّهُ يَتُوبُ اِلَى اللّٰهِ مَتَابًا
Furkan suresi 25.71 - Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
    Ey Allah'ın c.c. bu günahlardan koruduğu kimseler. Seni koruduğu için ona hamd eyle. Devamlı korunmak iste. Şeytanın vesvesesinden sakın. Ey kendi nefsine israf eden kimse! Bu kötülüklerden korun. Rabbine dön. Allahı bağışlayıcı ve rahmet edici olarak bulursun.
    Kesinlikle ümitsizliğe düşme. Allah'ın kapısı açıktır. 
    Onun affı tövbe edenlere hibe edilmiştir.
    Şu sözümü diyorum. Allahtan benim affımı ve sizin affınızı diliyorum. Ondan af dileyiniz. O çok bağışlayıcı ve rahmet edicidir. 

İkinci Hutbe
    Hamt yalnız Allaha c.c. aittir. Salat ve selam kendisinden sonra Nebi olmayana aittir. Ve de hane halkına ve sohbetine bulunanlara aittir. Bundan sonra. 
    Ey Müslümanlar! Gerçekten ibadurrahman dinleri ve hoş kokulu saygınlıkları için korkan bir topluluktur. Bundan dolayı korktukları şeye zarar verecek her sebepten korumak isterler. Burada Allahu Teala şöyle buyurdu: 
وَالَّذٖينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا
Furkan suresi 25.72 - Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
Gerçek olmayan meclisler: Çeşitleri ile hayayı param parça ve fuhşa davet eden kanallar ve ekranlar önünde oturmak.
    Onlar Allaha, Resulune, dinine ve kerim olan ahlakı değerlerini param parça eden saldırı olan meclislerde oturmazlar. Eğer böyle bir meclislere otururlarsa onlara nasihat ederler. Oradaki batıl olana yaklaşmazlar. Allahu Teala şöyle buyurdu:
وَاِذَا رَاَيْتَ الَّذٖينَ يَخُوضُونَ فٖى اٰيَاتِنَا فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا فٖى حَدٖيثٍ غَيْرِهٖ وَاِمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرٰى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
Enam suresi 6.68 - Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.
    Gerçekten kim Resulullah'ın hayatına tabi olursa onun meclisi hayırlı meclis olur. Onun meclisi bi'setten (peygamberlikten) öncede hayırlı meclisti. O eğlence meclislerine ve cahiliye ehlinin şahit olduğu boş iş meclislerine şahit olmadı. Bunun manası şudur ki O yalan şahitlerinden uzaktı. Şahitlikten alınmadır. Şahitlikte orada bulunmaktır. Burada başka bir manada vardır. O da yalan şahitliğini yalan söz oda yalana şahitlik diye bilineni tefsir etmektir.  Ebu Bekirden rivayet edilen hadisi şerifte Resulullah şöyle buyurdu:(الا انبئكم باكبر الكبائر) ''Dikkat edin size büyük günahın en büyük olanını haber vereyim mi?'' Bunu üç defa tekrarladı. Sahabe: Evet ya Resulullah haber ver. Dediler. Resulullah buyurdu:
(الاشراك بالله وعقوق الوالدين
''Allaha şirk koşmak ana babaya ası olmak.'' Bir yere yaslanmıştı. Oturdu. Şöyle dedi:
 (الا وقول الزور
 )''Dikkat  edin. O yalan söylemektir.'' Bunu o kadar tekrar eyledi ki biz bunu anladık. Keşke sussa dedik.''
    Allahın kulları! Şunlar ibadurrahmanın sıfatlarındandır: Allahın ayetlerini kendilerine okunduğunu işittikleri zaman, onu işitmekten ve onun ile amel etmekten yüz çevirmezler aksine onu işitirler, ona yardım ederler, ondan etkilenirler. Onlar icabet ehli ve tabi olanlar ehlidir. Onlar ayetlerin vaazından kalpleri etkilenir. Bu etkileşim onların diğer azalarının doğru olmasında ortaya çıkar. Bu ayetler ki onları ibadurrahmanın sıfatları olarak bu hutbede okuduk onları kalplerimizde tayin etmeliyiz. Azalarımız onlara hakıyle ibadurrahman olabilmek için cevap vermek lazımdır. İbadurrahman hakkında Allahu Teala şöyle buyurdu:
وَالَّذٖينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا
Furkan suresi 25.73 - Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
    Kalplerine mühür vurulanlar ise onlara ayetler tesir etmez. Belki onların kalpleri katılıkları katılığa katlanarak artar. Çünkü onların kalpleri ayetleri kabul etmeye elverişli yer değildir. Toprağı hidayet yağmurunu kabul etmeye elverişli yer değildir. Allahu Teala şöyle buyurdu:
وَاِذَا مَا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ اَيُّكُمْ زَادَتْهُ هٰذِهٖ اٖيمَانًا فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا فَزَادَتْهُمْ اٖيمَانًا وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ
Tövbe suresi 9.124 - Herhangi bir sûre indirildiğinde, içlerinden, (alaylı bir şekilde) "Bu hanginizin imanını artırdı?" diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sûre onların imanını artırmıştır. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler.
وَاَمَّا الَّذٖينَ فٖى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَتْهُمْ رِجْسًا اِلٰى رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا وَهُمْ كَافِرُونَ
Tövbe suresi 9.125 - Kalplerinde hastalık olanların ise, pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.
    Muhakkak Resulullah s.a.s. kendisine nazil olan Allah'ın ayetlerinin çokça tesirinde kalanlardandı. Abdullah b. Mesuddan rivayet edildi. Buyurdu: ''Nebi s.a.s. bana buyurdu:'' ''Bana Kur'an oku dedi'' Ben de dedim ki Ya Resulallah sen kendine oku. O sana nazil oldu. Buyurdu ki: Evet bana nazil oldu. Ben de Nisa suresini şu ayete gelinceye kadar okudum.
فَكَيْفَ اِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ بِشَهٖيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلٰى هٰؤُلَاءِ شَهٖيدًا
Nisa suresi 4.41 - Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hâli nice olacak!.
Bana şimdi yeter dedi. Ben Ona yöneldim. Baktım ki gözlerinden yaşlar akıyordu. 
Sonra ibadurrahman faziletlerle süslenince ve rezilliklerden ayrılınca nefislerinin hakkını eda etmiş olurlar. İbadurrahmanın tatlılığını tatarlar. Onlara bu büyük hayrın devamına yardımcı olmaları sevimli olur. Nail olduklarına nail oldular. İnsanlardan kendilerine daha yakın olan eşleri ve çocukları için Allaha dua edin. Onlar çocuklarına çocukları kendilerine daha tesirlidir. Onlar çocuklarını iyi gördükleri zaman gözleri aydın olur. Bu yakın senetle içleri sevinçle dolar. Sonra hidayete erdikten sonra başkalarına da hidayete erdirici olmak için nefisleri yapabileceğini yapar. Kendileri mutlu oldukları gibi başkalarını da mutlu ederler. Onlara mükâfat olması içindir.
    Bu kıyamete kadar kendilerine tabi olanların alacağı mükâfat gibidir. Bu konuda Alla hu Teâla şöyle buyurdu:
وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَامًا
Furkan suresi 25.74 - Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.
    İşte bu onların salıh amelleridir. Pekiyi onları bekleyen salıh mükâfat nedir? Allahu Teala şöyle buyurdu:
اُولٰئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فٖيهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًا     Furkan suresi 25.75 - İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.
             خَالِدٖينَ فٖيهَا حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
Furkan suresi 25.76 - Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! Hazırlanan ve nail olunan bu ne güzel mükâfattır. Allahtan bu sıfatlarla sıfatlanan ibadurrahmandan olmamızı istiyoruz..  Beşerin hayırlısı üzerine salat ve selam getiriniz.
           Tercüme Eden: İbrahim SIRMALI