İbrahim Sırmalı


İlahi Cezalar Geçmişte Kalmış Kanundur.

  Emekli Müftü - muftu.ibrahim@gmail.com


İlahi Cezalar Geçmişte

Kalmış Kanundur.

Bütün hamdler Allah'a mahsustur. Ona hamdederiz, O'ndan yardım dileriz. Ve O'ndan bağışlanma dileriz. Nefsimizin kötülüklerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız.

 Allah cc kimi hidayet ederse onu kimse saptıramaz. Kimi de saptırırsa ona kimse hidayet edemez. 

Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Tektir. Ortağı yoktur. Ve şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Allah'ın salatı ve selamı O'na, ailesine ve ashabına olsun.

O halde ey Allah'ın kulları! Gerçek bir korkuyla Allah'tan korkun. Allah'tan korkmakla bereketler nimetler hasıl olur. Allahtan uzaklaşmakla ise intikamlar belalar hasıl olur.

       Ey Müslümanlar!

Allah cc kullarını kendisine ibadet etmeleri için yaratmış ve onlara dalalet yolundan hidayet yolunu göstermiştir. Kim O'na itaat ederse mutluluğa erer. Kim de Allaha isyan ederse ona şiddetli bir azap hazırlamıştır.

       Aziz ve Celil olan Allah Teala şöyle buyurdu:

نَبِّئْ عِبَادٖى اَنّٖى اَنَا الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ  .. وَ اَنَّ عَذَابٖى هُوَ الْعَذَابُ الْاَلٖيمُ

Hicr suresi 15.49-50 Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.

Allah cc – O’na hamd olsun – güçlü ve kudretlidir. Azabı indiğinde onu kimse geri çeviremez. Bu yüzden kullarını Kendisine, gazabına ve cezasına karşı uyardı.

       Allah Teala şöyle buyurdu:

لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِرٖينَ اَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖينَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّٰهِ فٖى شَیْءٍ اِلَّا اَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰیةً وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَصٖيرُ

Al-i İmran suresi 3.28 Mü'minler, mü'minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah'adır. 

İlahi ceza, değişmeyen ve değişmeyen Allah’ın kanunlarından biridir. 

Aziz ve Celil olan Allah Teala bu hususta şöyle buyurdu.

قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ سُنَنٌ فَسٖيرُوا فِى الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبٖينَ

Al-i İmran suresi 3.137 Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün. 

Önceki milletler tamamen yok edilerek işkenceye uğramışlardı; Nuh, Ad ve Semud kavimleri gibi.

Bu konuda şanı yüce Allah şöyle buyurdu:

فَقُطِعَ دَابِرُ الْقَوْمِ الَّذٖينَ ظَلَمُوا وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

Enam suresi 6.45 Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

Allah cc, Hz. Musa’yı (a.s.) gönderince, rahmetiyle bütün ümmetin helak olma azabını kaldırdı.

       Şanı yüce olan Allah Teala şöyle buyurdu:

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِ مَا اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ الْاُولٰى بَصَائِرَ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Kasas suresi 28.43 Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ'ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.

Şeyhülislam -Allah cc ona rahmet etsin- şöyle demiştir: “Tevrat indirilmeden önce Allah cc, peygamberleri yalanlayanları yok etme cezasıyla mahvederdi. Bu, Allah’ın bütün inkarcıları mahvedeceği ani bir cezadır.”

       Hadisi şerif:

ونبيُّنا محمد - صلى الله عليه وسلم - سألَ ربَّه ألا يُهلِكَ أمَّتَه جميعًا؛ قال - عليه الصلاة والسلام -: "سألتُ ربي ألا يُهلِكَ أمَّتي بالسَّنَةِ - أي: بالجُوعِ –، فأعطانيها، وسألتُه ألا يُهلِكَ أمَّتي بالغرق، فأعطانيها، وسألتُه ألا يجعلَ بأسَهم بينهم، فمنعنيها"؛ رواه مسلم.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Rabbinden ümmetinin tamamını helak etmemesini istemiştir. O -Allah ona salât ve selâm etsin- şöyle dedi: “Rabbimden ümmetimi kıtlıkla -yani açlıkla- helâk etmemesini istedim, bunu bana verdi. Ümmetimi boğularak helâk etmemesini istedim, bunu bana verdi. Onları kendi aralarında savaştırmaması gerektiğini söyledim, bunu bana vermedi.” Bu hadisi İmam Müslim rivayet etmiştir.

Her milletin cezası, günahlarının şiddetine göre değişir ve Allah'ın yeryüzüne indirdiği ilk ceza boğulmadır. Allah Teâlâ, Nuh kavmi hakkında şöyle buyurmuştur:

       Allah Teala şöyle buyurdu:

مِمَّا خَطٖيپَاتِهِمْ اُغْرِقُوا فَاُدْخِلُوا نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْصَارًا

Nuh suresi 71.25 Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah'tan başka yardımcılar bulamadılar.

Ve Allah Teala Firavun'u ve askerlerini su ile boğdu. Bunun üzerine Allah Teala şöyle buyurdu: 

فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ فِى الْيَمِّ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِلٖينَ

Araf suresi 7.136 Bu yüzden onlardan intikam aldık. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. 

Ve Seba krallığı Allah cc tarafından su ile yok edilip helak edildi.

       Allah Teala şöyle buyurdu:

فَاَعْرَضُوا فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُمْ بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَىْ اُكُلٍ خَمْطٍ وَاَثْلٍ وَشَیْءٍ مِنْ سِدْرٍ قَلٖيلٍ

Sebe suresi 34.16 Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. 

Allah cc aldatılmasından kurtulanları ise boğulmakla tehdit etti. Ve Allah Teala şöyle buyurdu:

اَمْ اَمِنْتُمْ اَنْ يُعٖيدَكُمْ فٖيهِ تَارَةً اُخْرٰى فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفًا مِنَ الرّٖيحِ فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْ ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِهٖ تَبٖيعًا

İsra suresi 17.69 Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun)dan güvende misiniz?

Allah cc Ad kavmine şiddetli bir rüzgar gönderdi. Allah Teala şöyle buyurdu:

وَاَمَّا عَادٌ فَاُهْلِكُوا بِرٖيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ

Hakka suresi 69.6 Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgârla helâk edildi. 

Allah ona salât ve selâm etsin, bir bulut veya bir rüzgâr gördüğünde ondan korkardı. Aişe -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi: 

 وكان - عليه الصلاة والسلام - إذا رأى غَيْمًا أو رِيحًا خشِيَ منها، قالت عائشة - رضي الله عنها -: يا رسول الله! الناسُ إذا رأوا الغَيْمَ فرِحوا رجاءَ أن يكونَ فيه المطرُ، وأراك إذا رأيتَه عُرِفَت في وجهِك الكراهية؟ فقال: "يا عائشة! ما يُؤمِّنُني أن يكونَ فيه عذابٌ، قد عُذِّبَ قومٌ بالريح، وقد رأى قومٌ العذابَ فقالوا: 

Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar bulutları görünce sevinirler, yağmur yağmasını umarlar. Ama sen bulutları görünce yüzünde nefret görüyorum. Allah’ın Resulü buyurdu ki: "Ey Aişe! Bana orada bir ceza olmadığına dair güvence veren nedir? Bazı insanlar rüzgarla cezalandırıldı. Ve bazı insanlar da cezayı gördüler. Ve şöyle dediler: 

Allah Teala şöyle buyurdu:

فَلَمَّا رَاَوْهُ عَارِضًا مُسْتَقْبِلَ اَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا هٰذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَا بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُمْ بِهٖ رٖيحٌ فٖيهَا عَذَابٌ اَلٖيمٌ

Ahkaf suresi 46.24 O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hûd, "Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır" dedi. 

Ve Salih'in kavmi, yüreklerini parçalayan bir feryatla sarsıldılar. Allah Teala şöyle buyurdu:

اِنَّا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَكَانُوا كَهَشٖيمِ الْمُحْتَظِرِ

Kamer suresi 54.31 Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. 

Allah cc müşrikleri böyle bir azap ile tehdit ederek şöyle buyurmuştur:

وَمَا يَنْظُرُ هٰؤُلَاءِ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ

Sad suresi 38.15 Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar. 

Lut kavmi inkar edip büyük günahlar işlediklerinde, Allah cc üzerlerine taş yağdırdı ve evlerini yerle bir etti. 

       Bu konuda Subhan olan Allah Teala şöyle buyurdu:

فَلَمَّا جَاءَ اَمْرُنَا جَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِنْ سِجّٖيلٍ مَنْضُودٍ   ..مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ وَمَا هِىَ مِنَ الظَّالِمٖينَ بِبَعٖيدٍ

Hud suresi 11.82-83 (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

       Ebrehe Onlar Filin sahipleri Kâbe'yi yıkıp taşlarını indirmek istediler. Ancak gökten üzerlerine taşlar yağdı:

       Haklarında Allah Teala şöyle buyurdu:

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْفٖيلِ

Fil suresi 105.1 Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? 

اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فٖى تَضْلٖيلٍ

Fil suresi 105.2 Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? 

وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا اَبَابٖيلَ   …تَرْمٖيهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّٖيلٍ  ..فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَاْكُولٍ 

Fil suresi 105.3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi.

       Ve Karun kibirlendi ve zalim oldu. Bu yüzden onu yeryüzünün en aşağı yerlerinde aşağıladı.

       Subhan olan Allah Teala şöyle buyurdu:

فَخَسَفْنَا بِهٖ وَبِدَارِهِ الْاَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِنْ فِئَةٍ يَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِرٖينَ

Kasas suresi 28.81 Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! 

Allah cc günahkârları bu cezadan uyardı.

       Allah Teala şöyle buyurdu:

اَفَاَمِنَ الَّذٖينَ مَكَرُوا السَّيِّپَاتِ اَنْ يَخْسِفَ اللّٰهُ بِهِمُ الْاَرْضَ اَوْ يَاْتِيَهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ

Nahl suresi 16.45 Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? 

Hadisi şerif.

عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعًا: «بينما رجل يمشي في حُلَّةٍ تُعْجِبُهُ نَفْسُهُ، مُرَجِّلٌ رأسه، يَخْتَالُ في مَشْيَتهِ، إذ خَسَفَ اللهُ به، فهو يَتَجَلْجَلُ في الأرض إلى يوم القيامة".  [صحيح] - [متفق عليه]

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’den merfu olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Vaktiyle kendini beğenmiş bir adam güzel elbisesini giymiş, saçını taramış, çalım satarak yürüyordu. Allah Teâlâ onu yerin dibine geçiriverdi. O şahıs kıyamete kadar debelenerek yerin dibini boylamaya devam edecektir.''   [Sahih Hadis] - [Muttefekun Aleyh] 

Kim emniyet ve refah nimetlerine şükretmezse, bu iki nimet ondan alınır. 

       Allah Teala şöyle buyurdu:

وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ اٰمِنَةً مُطْمَئِنَّةً يَاْتٖيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِنْ كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِاَنْعُمِ اللّٰهِ فَاَذَاقَهَا اللّٰهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ

Nahl suresi 16.112 Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. 

Allah cc İsrail oğullarını kıyamete kadar üzerlerine düşmanlar göndererek azaplandırdı.

       Subhan olan Allah Teala şöyle buyurdu:

وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ يَسُومُهُمْ سُوءَ الْعَذَابِ اِنَّ رَبَّكَ لَسَرٖيعُ الْعِقَابِ وَاِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحٖيمٌ

Araf suresi 7.167 Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

       İsrail oğulları işledikleri günahlardan dolayı aşağılanmış ve rezil olmuşlardı.

       Bu konuda Allah Subhanehu Teala şöyle buyurdu:

ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ اَيْنَ مَا ثُقِفُوا اِلَّا بِحَبْلٍ مِنَ اللّٰهِ وَحَبْلٍ مِنَ النَّاسِ وَبَاؤُ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الْمَسْكَنَةُ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ الْاَنْبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ

Al-i İmran suresi 3.112 Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve (mü'min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah'ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah'ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah'ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.

Allah cc bazı insanları cezalandırmak için onların suretlerini insan suretinden başka bir şeye dönüştürdü. Sebt (cumartesi) gününü çiğneyen kişiler, Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınmak için bir düzen kurdular. Ve Allah cc onları (Yahudileri) maymuna dönüştürdü.

       Bu konuda Allah Subhanehu Teala şöyle buyurdu:

قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَاءُ فَاقِعٌ لَوْنُهَا تَسُرُّ النَّاظِرٖينَ

Bakara suresi 2.69 Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Mûsâ şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır" dedi. 

Ve İsrailoğullarından bir kısmını maymun ve domuza çevirdi.

       Bu konuda Subhan olan Allah Teala şöyle buyurdu:

قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازٖيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَ اُولٰئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَاءِ السَّبٖيلِ

Maide suresi 5.60 De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lânetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır." 

Ve bu ümmet içinde de benzer bir şey olacak. Peygamber, Allah ona salat ve selam etsin, şöyle buyurdu: 

وسيقعُ في هذه الأمةِ مِثلُ ذلك، قال النبي - صلى الله عليه وسلم -: "ليَكُونَنَّ من أمَّتِي أقوامٌ يستحِلُّونَ الحِرَ - أي: الزنا -، والحريرَ، والخمرَ، والمعازِفَ، ولينزِلَنَّ أقوامٌ إلى جنبِ علَمٍ - أي: جبَلٍ - يرُوحُ عليهم بسارحَةٍ لهم - أي: لهم غنَمٌ يأتيهم؛ يعني: الفقيرُ لحاجةٍ - فيقولون: ارجِع إلينا غدًا، فيُبيِّتُهم الله ويضعُ العلَمَ - أي: يدُكُّ الجبلَ - ويمسَخُ آخرين قِردةً وخنازيرَ إلى يوم القيامة"؛ رواه البخاري.

       “Ümmetimden zina, ipek, içki ve müzik aletlerini helal sayan insanlar olacak. Ve bir dağa gelen insanlar olacak ve sürüleri, yani ihtiyaç sahibi fakirler onlara gelecek. Onlar: ‘Yarın bize geri dönün’ diyecekler. Fakat Allah onları geceleyin helak edecek ve dağı yok edecek ve diğerlerini Kıyamet Gününe kadar maymunlara ve domuzlara dönüştürecek.” Hadisi şerifi İmam Buhari rivayet etmiştir. 

Başka bir hadisi şerif.

و"غضِبَ الله على سِبطٍ من أسباطِ بني إسرائيل فمسخَهم دوابَّ يدُبُّون في الأرض"؛ رواه مسلم.

Allah cc, İsrailoğullarından bir kabileye gazap etti de onları yerde sürünen hayvanlara dönüştürdü.” Müslim rivayet etmiştir

Allah cc İsrailoğullarına tufan, çekirge, bit, kurbağa ve kan gönderdi. Ve Yahudilerin arasına düşmanlık ve kin tohumları ekti. Öyle ki kalpleri asla birleşmedi. 

       Subhan olan Allah Teala şöyle buyurdu:

وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ اَيْدٖيهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُوا بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَاءُ وَلَيَزٖيدَنَّ كَثٖيرًا مِنْهُمْ مَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ كُلَّمَا اَوْقَدُوا نَارًا لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُ وَيَسْعَوْنَ فِى الْاَرْضِ فَسَادًا وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدٖينَ

Maide suresi 5.64 Bir de Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O'nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur'an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.

Veba, Allah'ın cezalarından biridir. Hz. Muhammet, sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 قال - عليه الصلاة والسلام -: "الطاعُون رِجسٌ أُرسِلَ على طائفةٍ من بني إسرائيل، أو على من كان قبلَكم"؛ رواه البخاري.

"Veba, İsrailoğullarından bir gruba veya sizden öncekilere gönderilen bir iğrençliktir." Buhari rivayet etmiştir. 

Peygamber (s.a.s.), davetinin başlangıcında Kureyşlilerin yüz çevirdiklerini ve kendisine eziyet ettiklerini görünce onlara lanet okudu ve:

ورأى النبي - صلى الله عليه وسلم - من قُريشٍ إدبارًا في أول دعوته وآذَوه، فدعَا عليهم وقال: "اللهم سبعٌ كسبعِ يُوسُف - أي: دعا عليهم بالجُوع -، فأخَذَتهم سنةٌ حصَّت كلَّ شيءٍ، حتى أكَلوا الجُلُودَ والميتةَ والجِيَف"؛ رواه البخاري.

       “Allah’ım, Yusuf’un kıtlığı gibi bir kıtlık!” dedi -yani onlara lanet okudu- ve her şeyi yiyip bitiren bir kıtlık onları yakaladı. Öyle ki, derileri, ölü hayvanları ve leşleri yerler oldular. Buhari rivayet etmiştir.

وأرسل اللهم ملَكَ الجبال للنبي - صلى الله عليه وسلم - وقال له: "إن شئتَ أن أُطبِقَ عليهم - أي: على قُريشٍ - الأخشبَيْن، وهما جبَلَان عظيمان في مكة"؛ متفق عليه.

Ve Allah Teala, Dağlar Meleği’ni Peygamber Efendimize -Allah ona salat ve selam etsin- göndererek: “İstersen onları -yani Kureyş’i- iki büyük dağla ezeyim ki, bunlar Mekke’deki iki büyük dağdır.” buyurdu. Hadis ittifakla kabul edildi.

ولحِقَ سُراقةُ بنُ مالكٍ بالنبي - صلى الله عليه وسلم - وأبي بكرٍ - رضي الله عنه - وهما في طريقِ الهِجرة ليُعلِمَ قُريشًا عنهما، فلما رآه النبي - صلى الله عليه وسلم - قال: "اللهم اصْرَعه". فصرَعَه الفرسُ، ثم قامَت تُحَمحِمُ - أي: قامَت الفرسُ تُخرِجُ صوتًا -؛ رواه البخاري.

Suraka bin Malik, Peygamber (s.a.v.) ve Ebu Bekir (r.a.) ile hicret yolundayken yetişti. Ve Kureyş'e haber verdi. Peygamber (s.a.v.) onu görünce, "Allah'ım, onu yen" buyurdu. At onu yere serdi. Sonra ayağa kalkıp ses çıkardı. Hadisi İmam Buhari rivayet etmiştir.

Oklarını aldı ve atına binerek çöllere düştü. Atı bir kaç kez tökezleyerek onu düşürmüştü. Fakat o bütün hırsıyla yola revan oldu. Nihayet izlerini takip ede ede yaklaşmıştı. Allah Resûlünü ve arkadaşı Hz. Ebû Bekir (r.a.)'ı uzaktan gördü. Yüz deveye sahip olma ümidleri içerisinde: "Ya Muhammed! Seni bugün benden kim koruyacak?" diye sataşmaya başladı. Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz son derece sâkin bir şekilde: "Beni Cebbâr ve Kahhar olan Allah korur." diye cevap verdi.

Not:(Sürâka Bin Mâlik yaklaştığını zannetmişti. Bir de ne görsün atının ön ayakları kumlara gömüldü. Yırtındı, parçalandı atını çıkardı. İki adım atmadan atı yine kumlara gömüldü. Üçüncüde de aynı duruma düşünce çaresiz teslim oldu ve yardım istedi. "Ya Muhammed! Bildim ki bu senin işindir. Duâ et de kurtulayım. Azığım, eşyam ve silâhım sizin olsun. Söz veriyorum, arkamdan gelenleri sizi takip etmekten vazgeçireceğim." diye yalvarmaya başladı.

Rahmet Peygamberi Eendimiz ona duâ etti ve Sürâka'nın atı kurtuldu. Sonra ona: Bizim azığa ve eşyana ihtiyacımız yok. Sadece sen peşimizi takip edenleri vazgeçir." Buyurdu) 

وعصَى رجلٌ أمرَ النبي - صلى الله عليه وسلم - فشُلَّت يدُه من ساعته، كان الرجلُ يأكلُ بشِماله، فقال له النبي - صلى الله عليه وسلم -: "كُل بيمِينك". قال: لا أستطيعُ. فقال النبي - صلى الله عليه وسلم -: "لا استَطَعْتَ، ما منعَه إلا الكِبْرُ". قال الراوي: فما رفعها إلى فيه؛ رواه مسلم.

Bir adam Peygamber'in, Allah ona salat ve selam etsin, emrine karşı geldi. Eli hemen felç oldu. Adam sol eliyle yiyordu. Bu yüzden Peygamber, Allah ona salat ve selam etsin, o adama: "Sağ elinle ye." buyurdu. Adam dedi ki: Yapamam. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sen bunu yapamazsın. Onu ancak kibir engelledi.” Râvi: Onu ağzına götürmedi. (Eli felç oldu.) Hadisi İmam Müslim rivayet etmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hasta bir bedevinin yanına girerek ona:

ودخلَ النبي - صلى الله عليه وسلم - على أعرابيٍّ مريضٍ، فقال له: "لا بأسَ؛ طهورٌ إن شاءَ الله" - أي: أن المرضَ يُكفِّرُ الخَطَايا -. فقال الأعرابيُّ - مُتسخِّطًا على قدرِ الله -: قلتَ: طهورٌ، كلا بل هي حُمَّى تفُور أو تثُور، على شيخٍ كبيرٍ، تُزيرُه القبور. فقال النبي - صلى الله عليه وسلم -: "فنَعم إذًا"؛ أي: سيكونُ كما ظننتَ أنها ستُميتُك؛ رواه البخاري. وعند الطبراني: فأصبحَ الرجلُ ميِّتًا.

 “Bunda bir sakınca yok. İnşaallah bir temizliktir.” buyurdu. Yani hastalık günahlara kefaret olur. Bedevi, Allah'ın takdirinden hoşnut olmayarak dedi ki: Dedin ki: Bu bir arınmadır temizliktir. Hayır, bu, mezarları ziyaret eden yaşlı bir adamda kaynayan veya patlayan bir ateştir. Peygamber (s.a.v.): “Evet” buyurdu. Yani: Düşündüğün gibi olacak ve seni öldürecek. Buhari rivayet etmiştir. Ve Taberani'ye göre: Adam öldü.

وأسلمَ رجلٌ نصرانيٌّ فكان يكتبُ للنبي - صلى الله عليه وسلم - كُتبَه، فارتدَّ فأماتَه الله، فدفنُوه فلفَظَته الأرضُ، فحفَروا له ثانيةً فأعمَقُوا فلفَظَته الأرض، فعلوا ذلك ثلاث مراتٍ والأرض تلفظُه فترَكوه؛ رواه البخاري.

Hristiyan bir adam İslam'a geçti ve Peygamber'e mektuplar yazdı. Allah cc Ona salat ve selam eylesin. Sonra adam dinden çıktı. Ve Allah cc o adamı öldürdü. Adamı gömdüler. Toprak adamı reddetti. Kabul etmedi. İkinci kez kazdılar ve daha derin kazdılar ve toprak onu reddetti. Bunu üç kez yaptılar ve toprak adamı reddetti. Kabul etmedi. Sonra onu terk ettiler. Hadisi Buhari rivayet etmiştir.

ولما قرأَ كِسرى كتابَ النبي - صلى الله عليه وسلم - مزَّقَه فمزَّقَ الله مُلكَه. قال الزهريُّ - رحمه الله -: "فحسِبتُ أن ابن المُسيَّب قال: فدعا عليهم رسولُ الله - صلى الله عليه وسلم - أن يُمزَّقَ كلَّ مُمزَّق"؛ رواه البخاري.

İran Kralı Kisra, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mektubunu okuyunca, mektubu yırttı. Allah cc da onun saltanatını parçaladı. İmam Zührî -Allah ona rahmet etsin- şöyle dedi: “Ben İbnu’l-Müseyyeb’in şöyle dediğini sanıyordum: ‘Resûlullah -Allah ona salat ve selam etsin- onların parçalanması için dua etti.’” Bu hadisi İmam Buhari rivayet etmiştir.

Hiçbir kimse Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e düşmanlık etmez. Ona karşı küstahça davranmaz. Şayet yaparsa Allah cc onun hatırasını ve soyunu yok eder. 

       Allah Teala şöyle buyurdu:

اِنَّا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ

Kevser suresi 108.1 Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ

Kevser suresi 108.2 O hâlde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. 

اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ

Kevser suresi 108.3 Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir. 

ومن نالَ من الصحابةِ - رضي الله عنهم - شيئًا فإن الله ينتقِمُ منه؛ قال القاضي أبو الطيبِ - رحمه الله -: "كنا في مجلسِ النظرِ بجامعِ المنصورِ، فقال شابٌّ: أبو هريرة غيرُ مقبول الحديثِ، فما استتمَّ كلامَه حتى سقَطَت عليه حيَّةٌ عظيمةٌ من سقفِ الجامعِ، فوفدَ الناسُ من أجلها - أي: جلَسُوا فزِعين -، وهربَ الشابُّ منها وهي تتبَعُه، فقيل له: تُب. فقال: تُبتُ، فغابَت الحيَّةُ فلم يُرَ لها أثرٌ".

Kim sahabeye -Allah onlardan razı olsun- eziyet ederse, Allah ondan intikam alır. Hakim Ebu Tayyib -Allah ona rahmet etsin- şöyle dedi: “Mansur Mescidi’nde bir tefekkür meclisindeydik. Bir genç: ‘Ebu Hureyre’nin hadisi kabul edilemez’ dedi. Konuşmasını henüz bitirmişti ki, caminin tavanından üzerine kocaman bir yılan düştü. İnsanlar bunun üzerine etrafına toplandılar -yani korkudan oturdular- ve genç ondan kaçtı, yılan da onu takip etti. Kendisine: ‘Tövbe et’ denildi. O da: ‘Tövbe ettim’ dedi. Sonra yılan kayboldu ve hiçbir izi kalmadı.”

Bir kimsenin geçim kaynağının kesilmesiyle cezalandırılması mümkündür.

       Allah Teala şöyle buyurdu:

فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذٖينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ اُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ كَثٖيرًا   ..وَاَخْذِهِمُ الرِّبٰوا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَاَكْلِهِمْ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرٖينَ مِنْهُمْ عَذَابًا اَلٖيمًا 

Nisa suresi 4.160-161 Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık.

       Bu dünyadaki en büyük ceza dindeki cezadır. Kim Allah'ın dininden dönerse Allah da ondan yüz çevirir.

       Allah Subhanehu şöyle buyurdu:

وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنٖى وَقَدْ تَعْلَمُونَ اَنّٖى رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوا اَزَاغَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الْفَاسِقٖينَ

Saf suresi 61.5 Hani Mûsâ kavmine, "Ey kavmim! Allah'ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bilip durduğunuz hâlde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. 

Kim Rabbine verdiği sözü bozar ve Allah'a ortak koşarsa, ona katı bir kalple azap edilir.

       Allah Subhanehu şöyle buyurdu:

فَبِمَا نَقْضِهِمْ مٖيثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهٖ وَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهٖ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلٰى خَائِنَةٍ مِنْهُمْ اِلَّا قَلٖيلًا مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنٖينَ

Maide suresi 5.13 İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever. 

Kim Allah'tan başkasına dua ederse, onun kalbinden Allah cc sevgisi silinir ve başka her şeyi sever. 

       Allah Subhanehu şöyle buyurdu:

وَاِذْ اَخَذْنَا مٖيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُوا مَا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُوا قَالُوا سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاُشْرِبُوا فٖى قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَاْمُرُكُمْ بِهٖ اٖيمَانُكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ

Bakara suresi 2.93 Hani, Tûr'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! 

Kim bir muska takarsa, Allah onu terk eder ve ne takarsa onu ona bırakır. Hz. Muhammet  Allah'ın duası ve selamı onun üzerine olsun, buyurdu ki: 

ومن تعلَّق تميمةً تخلَّى الله عنه ووكلَهُ إلى ما علَّق، قال - عليه الصلاة والسلام -: "من تعلَّقَ شيئًا وُكِلَ إليه"؛ رواه الترمذي.

"Kim (muska olarak) bir şey takarsa, Allah o kimseyi ona bırakır." Hadisi İmam Tirmizi rivayet etmiştir. 

Kişinin dininde cezası, yaptığı işin geçersiz sayılması olabilir. Resulüllah -Allah ona salât ve selâm etsin- şöyle buyurdu: 

وقد يُعاقَبُ المرءُ في دينه بحُبُوطِ عمله؛ قال - عليه الصلاة والسلام -: "قال رجلٌ: واللهِ لا يغفرُ الله لفُلان، فقال الله - عز وجل -: من الذي يتألَّى عليَّ ألا أغفِرَ لفُلان، فإني قد غفرتُ له وأحبطتُ عملَكَ"؛ رواه مسلم.

       “Bir adam: ‘Vallahi Allah falan kişiyi affetmez’ dedi. Yüce Allah: ‘Kim bana yemin ederek falan kişiyi affetmeyeceğimi söylüyor? Ben onu affettim ve senin amellerini boşa çıkardım. (Onun amelini kabul ettim.)’ buyurdu.” Hadisi İmam Müslim rivayet etmiştir.

Ey Müslümanlar:

Allah'ın cezası şiddetlidir. Azabı çabuktur. Alması acıklıdır. Vaadi gerçektir. Göklerin ve yerin anahtarları O'nun elindedir. Hiçbir şey O'nun kudretinin ötesinde değildir. O'nun askerlerini O'ndan başkası bilmez. Emri göz açıp kapayıncaya kadardır. Kul Rabbine isyan ederse, O ona kolaylık sağlar ve onu bilmediği bir yerden saptırır. Allah cc, yarattıklarının işlerinden hiçbirini O'ndan gizlemez. Kim iyi işler yaparsa ona teşekkür edilir. Kim de kötülük yaparsa ona ceza verilir. Akıllı kişi Allah’ın günahlarını hafife almaz. Çünkü günahlardan hangisinin kendisini mahvedeceğini bilmez.

       Allah Teala şöyle buyurdu: Kovulmuş şeytandan Allaha sığınırım.

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم: لَا تَجْعَلُوا دُعَاءَ الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَاءِ بَعْضِكُمْ بَعْضًا قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الَّذٖينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنْكُمْ لِوَاذًا فَلْيَحْذَرِ الَّذٖينَ يُخَالِفُونَ عَنْ اَمْرِهٖ اَنْ تُصٖيبَهُمْ فِتْنَةٌ اَوْ يُصٖيبَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ

Nur suresi 24.63 (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. 

Allah beni ve sizi Kur'an-ı Kerim ile mübarek kılsın. Allah beni ve sizi içindeki ayetler ve hikmetli zikir ile faydalandırsın. Duyduklarınızı söylüyorum ve Allah'tan benim, sizin ve bütün Müslümanların her günahı için af diliyorum. Öyleyse O'ndan af dileyin. Çünkü O, bağışlayandır. En merhametli olandır.

İlahi Cezalar Geçmişte

Kalmış Kanundur.

İkinci Hutbe

İhsanı için Allah’a hamt olsun. Hidayet ve lütfu için Allah’a şükürler olsun. Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Tektir. Ortağı yoktur. 

O'nun makamını yüceltmek için ve şahitlik ederim ki, Peygamberimiz Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Allah'ın duaları ve selamı Hz. Muhammet’in, ailesinin ve arkadaşlarının üzerine olsun.

       Ey Müslümanlar!

Allah bize bizden öncekilerin hikayelerini bir ders ve uyarı olarak anlattı. Allah cc, hikmeti ve adaletiyle, insanlara yaptıklarını uygun biçimlerde ve imgelerde gösterir. 

Bazen kuraklık ve kıtlıkla, bazen bir düşmanla, bazen genel hastalıklarla, bazen dertler, acılar ve kederlerle, bazen göklerden ve yerden gelen nimetlerin engellenmesi ve rızkın kesilmesiyle gösterdi. 

Ama kim tövbe ederse, ondan azabı kaldırılır. Ve kim tövbe ederek Allaha yönelirse, derecesi yükseltilir.

Cezalar kulun kendi eliyle verilir.

       Allah Subhanehu şöyle buyurdu:

وَمَا اَصَابَكُمْ مِنْ مُصٖيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْدٖيكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَثٖيرٍ

Şura suresi 42.30 Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder. 

Cezanın gecikmesi, bir teşvik veya erteleme olabilir.

Şanı yüce olan Allah cc şöyle buyurdu:

وَالَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

Araf suresi 7.182 Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.

       İmam Kurtubi -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir: “Cezanın geciktirilmesi, onların kulların yaptıklarının tasvibi için değildir. Bilakis, günahkârlara bir mühlet vermek, Allah’ın kanunudur.”

O halde bil ki Allah sana, Peygamberine salat ve selam getirmeni emretti.

Allah cc Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا

Ahzap suresi 33.56 Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar.  Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.

 اللهم صلِّ وسلِّم على نبيِّنا محمدٍ، وارضَ اللهم عن خلفائه الراشدين الذين قضَوا بالحق وبه كانوا يعدِلون: أبي بكرٍ، وعمر، وعُثمان، وعليٍّ، وعن سائر الصحابةِ أجمعين، وعنَّا معهم بجُود وكرمِك يا أكرم الأكرمين.

Allah'ım! Peygamberimiz Muhammed'e salat ve selam eyle. Ve adaletle hükmeden, onun doğru yolda olan halifelerinden Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, diğer bütün sahabeler den ve onlarla birlikte bizden razı ol. Senin cömertliğin ve lütfunla razı ol. Ey cömertlilerin en cömertlisi olan Allah’im! 

اللهم أعِزَّ الإسلام والمسلمين، وأذِلَّ الشرك والمشركين، ودمِّر أعداء الدين، واجعل اللهم هذا البلد آمِنًا مُطمئنًّا رخاءً وسائر بلاد المسلمين.

Allah’ım! İslam'ı ve Müslümanları yücelt aziz eyle. Şirki ve müşrikleri alçalt. Din düşmanlarını yok et. Bu ülkeyi ve bütün İslam ülkelerini emniyet, güvenlik ve refah içinde kıl. 

اللهم من أرادنا أو أرادَ المُسلمين بسُوءٍ فأشغله في نفسه، واجعل كيدَه في نحره.

Allah'ım! Kim bize veya Müslümanlara zarar vermek isterse onu kendi nefsiyle meşgul et. Ve tuzağını kendisine çevir. 

اللهم انصُر المُستضعفين من المُسلمين في الشام، اللهم كن لهم وليًّا ونصيرًا، ومُعينًا وظهيرًا.

Allah'ım! Şam’daki mazlum Müslümanlara destek ol. Yardım eyle. Allah'ım! Onların koruyucusu, destekçisi, yardımcısı ve destekleyicisi ol.

اللهم عليك بمن آذاهم، اللهم زلزِل الأرضَ من تحت أقدامهم، واجعل كيدَهم في نُحورهم، وألقِ الرُّعبَ في قلوبِهم.

Allah'ım! Onlara eziyet edenleri cezalandır. Allah'ım! Ayaklarının altındaki yeri sars. Tuzaklarını onlara kendilerine karşı çevir. Ve kalplerine korku düşür.

اللهم أصلِح أحوال المسلمين في كل مكان، اللهم رُدَّهم إليك ردًّا جميلاً، ووحِّد كلمتَهم على الحق يا رب العالمين.

Allah'ım, her yerdeki Müslümanların durumunu düzelt. Allah'ım, onları güzel bir şekilde kendine döndür. Ve sözlerini hak üzerinde birleştir. Ey alemlerin Rabbi.

اللهم أنت الله لا إله إلا أنت، أنت الغنيُّ ونحنُ الفقراء، أنزِل علينا الغيثَ ولا تجعلنا من القانِطين، اللهم أغِثنا، اللهم أغِثنا، اللهم أغِثنا.

Allah'ım! Sen Allah'sın. Senden başka ilah yoktur. Sen zenginsin, biz ise fakiriz. Üzerimize yağmur indir. Ve bizi ümitsizlerden kılma. Allah'ım! Bize yardım et. Allah'ım! Bize yardım et. Allah'ım! Bize yardım et.

       Allah Teala şöyle buyurdu:

قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ

Araf suresi 7.23 Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz." 

اللهم وفِّق إمامنا لهُداك، واجعل عمله في رِضاك، ووفِّق جميع ولاة أمور المسلمين للعملِ بكتابك يا رب العالمين.

Allah’ım! İmamımızı yöneticimizi senin hidayetine erdir. İşini senin rızan doğrultusunda yap. Ve bütün Müslüman liderleri senin Kitabına göre çalışmaya muvaffak kıl. Ey âlemlerin Rabbi.

       Allah’ın kulları:

       Allah Teala şöyle buyuruyor:

اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَاٸِ ذِى الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْیِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Nahl suresi 16.90 Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. 

Öyleyse Yüce ve Ulu Allah'ı anın ki O da sizi ansın. Ve O'na nimetleri ve lütufları için şükredin ki size daha fazlasını versin. Ve Allah'ı anmak daha büyüktür ve Allah yaptıklarınızı bilir. 

 

Hutbe Okuyan: Eş-Şeyh Abdulmühsin b. Muhammet el-Kasım. 

Okunduğu Yer: Mescidi Nebevi

Okunma Tarihi: 13 Aralık 2013 

Tercüme Tarih: 20.Mart.2025

 Tercüme Eden: İbrahim SIRMALI 

(Emekli Müftü, İcazetli) 

English https://www.alukah.net/sharia netten alıntıdır.