Fatih Sultan KAR


MUZAFFER İSTİF AMCAMIZ'DAN İBRETLİK ŞİİR

e-mail: fatihsultan.kar@gmail.com - Web: www.fatifsultankar.com


    Rize’de Mu­zaf­fer İstif am­ca­mız­la kar­şı­la­şı­yo­ruz. Ken­di­si an­lat­tık­la­rıy­la bizi ta­ri­hi bir yol­cu­lu­ğa çı­ka­rı­yor. İsmail Kah­ra­man’ın kur­tu­luş tö­ren­le­ri için sar et­ti­ği söz­le­re tepki koyan İstif amca ya­şa­nan zor­luk­la­ra güzel bir örnek olan “Unut­ma” isim­li şiiri oku­yor. İlk mek­tep ta­le­be­si iken Mu­al­lim Hü­se­yin Hüsnü Taş­pı­nar’dan din­le­di­ği şiiri bütün iç­ten­li­ğiy­le bize oku­yor….

             UNUT­MA
Bir avuç­tan fazla insan de­ğil­dik,
Dünya bize düş­man oldu ye­nil­dik,

    Bi­lir­ler­di; şan ver­miş­ti eski Türk,
             San­dı­lar ki; can ver­miş­tir eski Türk,

To­pu­mu­zu, sün­gü­mü­zü al­dı­lar,
Ül­ke­mi­ze düş­man­la­rı sal­dı­lar.

    Zalim düş­man sürü sürü as­ker­le,
    Ar­ka­mız­dan vurdu bizi han­çer­le,

Ana­do­lu baş­tan başa hep yandı,
Bay­ra­ğı­mız si­yah­la­ra bo­yan­dı,

    Mi­na­re­ler duy­gu­la­rı var gibi;
    Bizi kur­tar, bizi kur­tar ya Rabbi,

Deyip yanan şe­hir­le­re ka­pan­dı,
O yı­kı­lan baş­tan başa va­tan­dı.

    Her yer siyah, hatta si­yah­tı güneş,
    İçin için alev­len­di bir ateş,

Bir ya­nar­dağ gibi bir gün ufuk­tan,
Alev­len­di en ni­ha­yet bir isyan,

    Artık yeter! diye bir ses in­le­di,
    Dağ­lar, taş­lar bu se­dâ­yı din­le­di,

Bu sesle can verdi top­ra­ğa, taşa;
Şanlı Gazi Mus­ta­fa Kemal Paşa,

              Top yoktu, tüfek yoktu, süngü yoktu,
    Bu yok­luk­ta Türk, ya­rat­tı bir ordu,

Bir gün Gazi söz verdi ki di­van­da:
Düş­man­la­rı bo­ğa­ca­ğız va­tan­da.

    O söz bütün gö­nül­le­ri do­laş­tı;
           Erkek, kadın, çocuk hep Türk sa­vaş­tı.

Gö­ğüs­ler­le çe­lik­le­ri yıktı Türk,
Tö­re­sin­de yine sağ­lam çıktı Türk,

    Ey Türk kızı!
    İçin­de­ki duy­gu­la­rı uyut­ma.

Ey Türk oğlu!
Bu is­tik­lâl kav­ga­sı­nı unut­ma.

HÜSEYİN HÜSNÜ TAŞ­PI­NAR (Mu­al­lim Hü­se­yin Efen­di) KİMDİR?
    1883 yı­lın­da Rize'de Taş­pı­nar(Çon­cik) Köyü’nde doğdu.
    1. Dünya sa­va­şın­da yedek subay ola­rak Har­bi­ye Ne­za­re­ti­nin emri ile harp oku­lu­na çağ­rıl­dı.
    6 Ağus­tos 1914 ta­ri­hin­de harp oku­lu­na 1640 okul nu­ma­ra­sı ile kayıt olmuş, as­ker­li­ğe baş­la­mış­tır.
    Dört ay yirmi gün eği­tim­den sonra sa­vaş­ta görev almak için çık­tı­ğı yolu de­ği­şik va­sı­ta­lar­la veya yaya ola­rak kar güneş der­ken 60 gün sonra Er­zu­rum'a ulaş­mış, Nar­man Ka­sa­ba­sı’nın Nihah Köyü’ndeki Alay ko­mu­tan­lı­ğı­na gi­de­rek bölük ku­man­dan­lı­ğı gö­re­vi em­ri­ni al­mış­tır. Savaş sı­ra­sın­da büyük ba­şa­rı­lar ka­zan­dı­ğı sı­ra­lar­da Rus as­ker­le­ri­nin ma­ki­ne­li tü­fek­le çap­raz ateşe düşüp üç kur­şun ya­ra­sı almış, bu­lun­du­ğu yer uçu­rum ol­du­ğu için ya­ra­lı ola­rak uçu­rum­dan yu­var­la­na­rak kar­lar için­de de­re­ye düş­müş­tür.
    Orda bir gün ya­ra­lı ola­rak ha­yat­ta kalma mü­ca­de­le­si ve­re­rek ölümü bek­ler­ken Rus as­ker­le­ri ta­ra­fın­dan esir alın­mış­tır. Si­bir­ya’nın Kras­no­yars şeh­rin­de esir kam­pın­da iyi kötü gün­ler ge­çi­re­rek altı sene kal­mış­tır. 6 Ekim 1921 ser­best bı­ra­kı­la­rak Rize’ye dön­müş­tür. 1922 yı­lın­da ilk öğ­ret­men­li­ği­ne Gü­ney­su da baş­la­dı. Bu­ra­da bir dönem eğit­men­lik yap­tık­tan sonra Mer­kez Ada­ca­mi Köyü Ba­şöğ­ret­men­li­ği­ne ata­na­rak ha­ya­tı­na devam et­miş­tir. 1923 se­ne­sin­de Ada­ca­mi il­köğ­re­tim oku­lun­da eğit­men­li­ği­ni sür­dü­rür­ken Ada­ca­mi oku­lun­dan evi­nin bu­lun­du­ğu şim­di­ki is­miy­le Taş­pı­nar Köyü’ne (Çon­cik) yaya ola­rak gidip ge­lir­miş. Bu va­zi­yet­te eğit­men­li­ği­ni 1953 ta­ri­hi­ne kadar sür­dü­re­rek emek­li ol­muş­tur. Ye­tiş­tir­di­ği ta­le­be­ler­den ara­sın­da ül­ke­mi­ze hiz­met­le­ri do­kun­muş çok sa­yı­da insan var­dır.