Kudret Uğurlu EMİNSOY


NEDİR BU İSRAİL İLLETİNİN DERDİ VE NEDİR BU ODED YİNON PLANI?

Kudretugurlueminsoy33@gmail.com


Ortadoğu'da hangi taşı kaldırırsan altından İsrail çıkıyor. İsrail’in derdi nedir ve neden kötülük peşinde koşturuyor? Bu sorulara insanlık tarafından bakarsanız cevap bulamazsınız ama İsrail tarafından bakarsanız cevabı çok kolaydır. Yahudiler sözde Tevrat’a göre seçilmiş bir ırktır ve Tanrı tarafından kendilerine vaat edilmiş topraklar verilmiştir. Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki Mezopotamya bölgesi merkezde olmak üzere tüm Ortadoğu sözde Yahudi topraklarıdır. Yine kutsal kitaplarına göre diğer insanlar hayvan seviyesindedir ve onların canını, malını ve ırzını alabilirler. Yani bir Yahudi’ye göre kendisi her hangi bir kötülük yapmamaktadır. Tam tersine dinin emirlerine uymaktadır. Yaptıklarının meşruiyeti dini inançlarına dayanmaktadır.

VAAT EDİLMİŞ TOPRAKLAR NERELERİDİR?

Tevrat'ın Yaratılış (Tekvin) kitabının 15. Bab'ında şöyle yazmaktadır: “O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: “Mısır Irmağı'ndan büyük Fırat Irmağı'na kadar uzanan bu toprakları – Ken, Keniz, Kadmon, Hitit, Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgaş ve Yevus topraklarını– senin soyuna vereceğim.”

Vadedilmiş topraklar, Allah'ın Hz. İbrahim'e ve onun soyundan gelenlere vermeyi vaad ettiği yer için kullanılan terimdir. İbrânîce'de “Eretz Israel” denilen bu bölge Ahd-i Atîk'te “Ken'an diyarı” diye de zikredil­mektedir. İkinci Mâbed döneminden iti­baren ise “Arz-ı mev'ûd”, "Arz-ı Mukaddes diye adlandırılmıştır. Vadedilen topraklar Fırat ve Dicle nehirleri arası ve Nil nehri havzasını kapsar. Lübnan, Suriye, Irak, İran ve Fırat havzasına kadar Anadolu ve buna ilave Mısır ve bazı Afrika ülkelerini de içine alır. Kısaca Ortadoğu’nun tamamı vadedilmiş topraklar demektir. 

ORTADOĞU’DA YAŞANANLARI ANLAMAK İÇİN ODED YİNON PLANINI ANLAMAK LAZIMDIR.

İsrail'in Oded Yinon planını anlamak gerekiyor. Dünya kamuoyu bu plandan 1980'lerde haberdar oldu. 1982 yılında eski bir İsrail yetkilisi, istihbaratçı ve stratejisti olan Oded Yinon tarafından yazılan Oded Yinon planı Ortadoğu coğrafyasının etnik gruplar, mezhepler, aşiretler ve emirlikler kullanılarak nasıl karıştırılacağını ve İsrail çıkarlarına göre nasıl yeniden şekillendirileceğini anlatan bir rapordur. Ortadoğu ülkelerinde dini ya da etnik bir hassasiyet tespit edilerek o ülkede kaos yani iç ayaklanma çıkartılmak suretiyle o ülkeyi bölüp parçalamak üzerine kurgulanmıştır. Tespit edilen hassasiyetin ipi çekilirse başka etnik sorunlarda etkilenecektir. Etnik ve mezhepsel çatışmalar çorap söküğü gibi bir ülkeden diğerine yayılacaktır. Plan bu çerçevede çalışmaktadır. Plana göre ülkeler İsrail'in güvenlik ihtiyaçlarına göre parçalanacaktır. Bu ülkeler öncelikli sırasına göre Irak, Suriye, İran, Türkiye ve Pakistan olarak sıralanmıştır.

ODED YİNON PLANINA GÖRE YAPILAN FAALİYETLER

Plana göre Irak Suriye'den daha güçlü bir devlettir. Kısa dönemde Irak'ın askeri gücü İsrail için büyük tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle önce Irak-İran savaşı başlatılmış ve bu savaş dokuz yıl sürmüştür. Kimin yendiğinin bir önemi yoktu. Her durumda da İsrail kazanmıştı. Çünkü iki ülke de güçlülerini ve kaynaklarını kaybetmişlerdi. 

Plana göre Lübnan 1980'lerde 5 parçaya bölündü. Siyonist strateji yönünden Lübnan'ın bölünmesi Mısır, Suriye ve Irak'ta dâhil olmak üzere tüm Arap dünyası için bir başlangıç olmuştu. Neticede Suriye ve Irak da Lübnan gibi etnik ve dini bölgelere ayrıldı. ABD tarafından finanse edilen sözde terör örgütleriyle de bölgeler iç ayaklanmalara varacak kadar ateşlere atıldı. Bir yandan terör, bir yandan ekonomik karmaşa iç ayaklanmalara kadar vardı. 

ARAP BAHARI (BOP) VE BÖLÜNMELER

Oded Yinon planına göre Arapların kendi aralarındaki her çeşit mücadele İsrail'in yararına olacaktır. Irak ve Suriye’nin etlik ve dini sınırlarına ayrılmış eyaletler şeklinde de bölünmesini kolaylaştıracaktır. Böylece büyük şehirler etrafında üç ya da daha fazla devlet ortaya çıkacaktır. Musul, Bağdat, Basra ve güneydeki Şii bölgeler kuzeydeki Sünni ve Kürt bölgelerinden ayrılacaktır. Bu proje büyük ölçüde Irak'ta hayata geçirilmiştir. Barzani ailesinin başında bulunduğu Erbil merkezi devlet bu projenin bir ürünüdür.

Suriye’de de bu plan uygulanmıştır. Sünni, Şii dini ayrılıklar ile Arap, Kürt, Türkmen, Dürziler gibi etnik ayrılıklar körüklenmiştir. Ekonomik bunalımlardan kahrolan halk bu sefer de IŞİD, PKK, YPG gibi terör örgütlerinin eline teslim edilmiş ve büyük göçler, korkunç sayıda ölümler gerçekleşmiştir. Saddam gibi Esed de devrilmiştir. Ordu dağıtılmıştır. Yıllar sürecek bu işleri İsrail bir tek mermi bile harcamadan yöre halklarını birbirine kırdırarak yapmıştır. Günümüzde halâ devam eden Suriye meselesi çözüm arayışındadır. Elbette ki şu sıralar da da sıra İran’a gelmiştir. Plana göre sonrasında da sıra Türkiye ve Pakistan’a gelecektir. Zira Türkiye tarihi birikimi, silahlı gücü, İran ise nüfus, petrol ve doğalgazı ile  Pakistan ise nükleer gücü ile İsrail'i tehdit etme yeteneğine sahip devletlerdir.

Zaman içerisinde bu üç ülkenin de İsrail'e tehdit olmaktan çıkarılmasına geleceği unutulmalıdır. 

Büyük Orta Doğu (BOP) olarak ifade edilen doktrin bunun aracıdır. BOP projesi büyük İsrail'in temellerini atma projesidir. ABD BOP projesi ile İslam’ı Batı çıkarlarına uygun olarak yeniden biçimlendirmeyi temel amaç olarak ortaya koymuştur. Bu strateji İslam ülkelerinin hem kaynaklarını tüketiyor hem de Müslüman ülkeler arasındaki birliği imha ediyor. Fiili savaşlara paralel IŞİD gibi terör örgütleri de kullanılarak İslam ve İslami değerler ve kültürler de katledilmektedir.

EĞER İMAN EDİYORSANIZ, ÜSTÜN OLAN SİZLERSİNİZ

Böyle bir projenin karşısında durmak bir insanlık vazifesidir. Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ülkeleri bölüp parçalayan emperyalist ve Siyonist küresel güçler, bugün Müslümanlara karşı el birliğiyle saldırmaktadır. Türkiye, Büyük Ortadoğu Projesinden acilen çekilmeli ve atalarımıza ve şanlı tarihimize yakışır bir onurla zalimin karşısında Haktan yana yerini almalıdır. Dünya’da oluşan kutuplaşmalarda askeri ve ekonomik gücü fazla diye zalimlerin yanında yer almamalıdır. 

Yazıma bir ayet-i Kerime ile tamamlarken herkese sevgi ve saygılarımı yolluyorum. Hoşça kalın ve elbette ki her zaman ve her yerde UYANIK KALIN! Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.

“(Ey îman edenler!) Sakın gevşemeyin, karamsarlığa kapılmayın. Eğer gerçekten inanıyorsanız, en üstün olan daima sizsiniz.” [Âlî İmrân, 139]