Fatih Sultan KAR


OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ'DEN RİZE'YE GÜZELLEME

e-mail: fatihsultan.kar@gmail.com - Web: www.fatifsultankar.com


 Si­ya­set­çi, ga­ze­te­ci ve şair Osman Yük­sel Ser­den­geç­ti 4 Ha­zi­ran 1970 ta­rih­li Rize Pos­ta­sı Ga­ze­te­si Bir­kaç Ke­li­me İle kö­şe­sin­de “Rize” baş­lık­lı bir yazı ka­le­me alı­yor­du.
Ser­den­geç­ti ya­zı­sın­da “Ce­na­bı hak cen­ne­ti yer­yü­zün­de tes­pit et­sey­di, bu Rize böl­ge­si olur­du” diyor…
İşte Osman Yük­sel Ser­den­geç­ti ka­le­min­den Rize;
RİZE
Ka­ra­de­niz’in bu uzak kö­şe­si­nin met­hi­ni genç­le­rin­den din­ler­dim. Rize'yi gör­me­den evvel Ri­ze­li­yi ta­nı­mış­tım.
Bazı mem­le­ket­ler var­dır: Şöh­re­ti­ni coğ­raf­ya­dan alır.
Ba­zı­la­rı da ye­tiş­tir­di­ği in­san­lar­dan. Me­se­lâ benim mem­le­ke­tim olan An­tal­ya coğ­raf­ya­sıy­la, tu­ris­tik gü­zel­lik­le­riy­le meş­hur­dur.
Benim doğ­du­ğum yer Ak­se­ki, Ak­se­ki’yi meş­hur eden in­san­la­rı­dır.
Rize Ka­ra­de­niz’in bu müs­tes­na böl­ge­si hem tabi- hem de in­san­la­rıy­la ün sal­mış­tır.
Ri­ze­li­den sonra Rize’yi ta­nı­dım. Rize’nin in­san­la­rı­na uygun, ha­re­ket­li bir ta­bi­atı var. Büyük Fran­sız şairi La­mar­tin “inan­lar­la ta­bi­at ara­sın­da bir nevi ak­ra­ba­lık var­dır” diyor.
Bu ak­ra­ba­lı­ğı Rize'de açık­ça gö­rüyor­su­nuz.
Bütün Ka­ra­de­niz kı­yı­la­rı yeşil ve gü­zel­dir.
Amma Rize hap­sin­den daha yeşil ve güzel.
Sahil bo­yun­ca u- zaman beyaz ba­da­na­lı evler.
Sülün gibi ince mi­na­re­ler.
Her yerde bir ha­re­ket ve be­re­ket. Ce­na­bı hak cen­ne­ti yer­yü­zün­de tes­pit et­sey­di, bu Rize böl­ge­si olur­du.
Yem­ye­şil, dağ­lar ve te­pe­ler mavi de­niz­le ku­cak­la­şır.
Orta Ana­do­lu in­sa­nı nasıl ye­şi­le has­ret­se, Ka­ra­de­niz­li de düze, düz­lü­ğe has­ret.
Onun için­dir ki Ri­ze­li­ler de­ni­zi kara yap­mış­lar.
De­ni­zi dol­du­rup düz­lük ya­pı­yor­lar.
Ri­ze­li­nin azmi, ira­de­si sa­ye­sin­de de­niz­ler kara olmuş, ka­ra­lar para.
Son yıl­lar­da ya­pı­lan büyük bi­na­la­rın hemen hep­si­nin te­me­li de­ni­ze da­ya­nı­yor.
Ne­re­dey­se adam­lar ha­ri­ta­yı de­ğiş­ti­re­cek­ler. Yal­nız Rize’de ru­tu­bet çok fazla. Her gün yağ­mur yüklü bu­lut­lar gök­le­ri­ni kap­lı­yor.
Kurak ve çorak böl­ge­le­ri­nin sün­ger­leş­miş in­sa­ni, bu­ra­ya ge­lin­ce çok su alı­yor ve ye­rin­den kal­ka­mı­yor. Bende biraz böyle oldum, üze­ri­me bir ağır­lık çoktu.
Fakat za­man­la her şeye alı­şı­yor. Rize’nin yeşil olan ren­gi­ne uygun ma­ne­vi ha­va­sı da var.
Adım ba­şın­da cami.
Mi­na­re­ler.
Güzel Rize’nin yeşil olan tabii ren­gi­ne uygun ma­ne­vi bir mü­ez­zin­ler, günün beş vak­tin­de bu ye­şil­lik­ler bel­de­si­nin in­san­la­rı­nı kur­tu­lu­şa ve doğ­ru­lu­ğa davet edi­yor­lar.
Ca­mi­ler dolu halk ça­lış­kan ve uya­nık.
Söyle di­yo­rum:
Her insan hiç ol­maz­sa öm­rün­de Rize’yi bir defa olsun gör­me­li.