Kudret Uğurlu EMİNSOY


RAMAZAN: BEREKETİN, PAYLAŞMANIN VE EMPATİNİN AYI

Kudretugurlueminsoy33@gmail.com


Yılın en huzurlu, en bereketli zamanı yine kapımızda: Ramazan ayı

Gökyüzüne hilalin ince bir gülümsemesi yerleştiğinde, yüreklerde bir sevinç, sofralarda bir telaş, ruhlarda derin bir dinginlik başlar. Ramazan yalnızca aç kalmak değildir; nefsi terbiye etmek, gönlü arındırmak, paylaşmayı ve şükrü hatırlamaktır.

Cenab-ı Hak, orucu bize bir armağan olarak tanıtmıştır: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de farz kılındı; umulur ki sakınırsınız.” (Bakara Suresi, 183. Ayet)

Oruç, insana sadece sabrı öğretmez; aynı zamanda empatiyi de öğretir. Gün boyu aç kalan bir insan, yoksulun, muhtacın hâlini hisseder. Bir lokmanın, bir yudum suyun değerini yeniden anlar. İşte bu yüzden oruç, sadece bedeni değil, vicdanı da eğitir. Modern dünyanın hızında unuttuğumuz insani duygular, Ramazan’da yeniden can bulur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Oruç bir kalkandır. Sizden biriniz oruçluyken kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Eğer biri ona sataşırsa, ‘Ben oruçluyum’ desin.” (Buhari, Savm, 9)

Bu mübarek ayın en güzel taraflarından biri de dayanışma ruhunu güçlendirmesidir. Fitreler, zekâtlar, iftar sofraları, mahalle fırınlarından yükselen pide kokusu… Her şey bir bütün olur. Zenginle fakir, gençle yaşlı, komşuyla komşu aynı duanın altında buluşur. Ramazan, kalpleri birbirine yaklaştıran bir köprüdür aslında.

Fitre ve sadaka, sadece maddi yardımlar değildir; bir gönül kapısı aralamaktır. El uzatmak, bir yüreği ısıtmaktır. Bir tebessüm, bir iftar daveti, bir dilim ekmeği paylaşmak bile, insanlığın en saf hâlidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap verilir; üstelik bu, oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksiltmez.” (Tirmizi, Savm, 82)

Bu ayda yapılan yardımlar, sadece muhtaçların değil, verenin de ruhunu zenginleştirir. Çünkü gerçek zenginlik, paylaşabilmektir.

Ramazan aynı zamanda bir nefsi muhasebe ayıdır. Günlük telaşlarımızda unuttuğumuz maneviyatı yeniden hatırlarız. Her ezan, her dua bize bir şeyi fısıldar: “Dur, düşün, şükret.” Sahurda uyanan beden değil, aslında kalptir. İftar vaktinde açılan sadece oruç değildir; rahmet kapıları da ardına kadar açılır.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Şüphesiz oruçlulara, sabrettiklerinden dolayı hesapsız mükâfat verilecektir.” (Zümer Suresi, 10. Ayet)

Ve ne güzeldir Ramazan geceleri…
Camilerden yükselen teravih sesleri, çocukların elinde kandiller, sokaklarda tatlı bir huzur… Bir milletin ruhunu yansıtan bu gelenekler, bizi birbirimize daha sıkı bağlar. Unutulan değerler yeniden hatırlanır; bağışlama, hoşgörü, sabır ve sevgi yeniden filizlenir.

Bu ay, bize sadece ibadeti değil, insanlığı da öğretir. Çünkü oruç, açlıkla sınanan bedenin değil, doyuran bir kalbin ibadetidir.

Ramazan; yoksulu gözeten, komşusuna koşan, yetimi unutmayanların ayıdır.

Ramazan’ı karşılarken gönüllerimiz huzurla dolsun, sofralarımız bereketle taşsın. Tutulan oruçlar, edilen dualar kabul olsun.

Bu mübarek ay, ülkemize ve tüm insanlığa barış, rahmet ve sağlık getirsin.

Hayırlı Ramazanlar