Fatih Sultan KAR


RİZE SİYASET TARİHİNDEN FIKRA GİBİ OLAYLAR

e-mail: fatihsultan.kar@gmail.com - Web: www.fatifsultankar.com


*ŞADAN TUZCU’YA BÜYÜ MÜ YAP­TI­LAR?
Bü­yüy­le yatıp bü­yüy­le kalk­tı­ğı­mız gün­ler­de ANAP mil­let­ve­ki­li Şadan Tuzcu bir yurt dışı ge­zi­si­ne çıktı. Gezi dö­nü­şü evin­de so­yu­nur­ken ce­ke­ti­nin iç ce­bin­de mor renk­li bir bez par­ça­sı buldu. -Aman bu da neyin ne­si­dir? Yoksa bana da mı büyü yap­tı­lar? Te­la­şıy­la ter­ler­ken sa­lon­dan ka­rı­sı­nın sesi geldi. -Şa­dan, ıs­mar­la­dı­ğım ku­ma­şı aldın mı?
*UŞA­ĞIM MESUT
Cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­nin rejim açı­sın­dan en kay­gı­lı dö­nem­le­rin­den biri, 24 Ara­lık 1995 ta­ri­hin­de ya­pı­lan se­çim­ler­le baş­la­dı. Rize se­çim­le­ri için si­ya­set­çi­ler An­ka­ra’dan Trab­zon’a gi­der­ken uçak kalk­ma­dan önce şu anons ya­pıl­dı: -Bay Temel, lüt­fen ba­vu­lu­nu­zun kont­ro­lü için ön ta­ra­fa ge­li­niz. Hiç kimse kı­pır­da­ma­dı. Hos­tes bu anon­su üç kez tek­rar­la­yın­ca, ANAP’lı Yaşar Oku­yan ayağa kalk­tı ve sordu:-Han­gi­muz? Ses­siz­lik oldu. Kay­bo­lan hos­tes az sonra ko­ri­dor­da gö­rün­dü ve elin­de­ki büyük ba­vu­lu ha­va­ya kal­dı­ra­rak tüm yol­cu­la­ra gös­ter­di. Üze­rin­de şu ya­zı­yor­du: -Bay Temel.
*SEVİNCUN TOZİNİ KA­ÇUR­MA­YIN
Rize’de Mesut Bey, bir seçim at­mos­fe­ri ya­şı­yor, so­kak­la­ra taşan Ri­ze­li­ler hem­şeh­ri­le­ri­ne büyük sevgi gös­te­ri­sin­de bu­lu­nu­yor­lar­dı. Ge­zi­nin bir bay­ram gü­nü­ne rast­la­ma­sı il­gi­yi art­tır­mış­tı. Rize mey­da­nı­na top­la­nan va­tan­daş­lar kür­sü­ye çıkan Mesut Yıl­maz’a ba­ğır­ma­ya baş­la­dı­lar. -İçu­mu­ze cir. Bay­ram­la­şa­lum. Yak­la­şık beş bin kişi vardı ve her­kes Mesut Bey’in ka­la­ba­lı­ğın içine gir­me­si­ni is­ti­yor­du. Oto­büs­ten bir anons ya­pıl­dı. -Uşak­lar her­kes sol ta­ra­fa kuy­ru­ğa gir­sun. Ka­la­ba­lık büyük bir dal­ga­lan­may­la sol ta­ra­fa yat­ma­ya baş­la­dı. Alan taşma teh­li­ke­si gös­te­rin­ce ikin­ci bir anons ya­pıl­dı. -Uşak­lar, bi­ra­zu­nuz da sağ ta­ra­fa doğri ya­yil­sun. Ge­rek­li kuy­ruk dü­zen­le­me­le­rin­den sonra Mesut bey oto­büs­ten aşağı indi. Kuy­ruk­ta­ki va­tan­daş­lar Yıl­maz’ın elini sık­ma­ya, ya­na­ğı­nı öp­me­ye baş­la­dı­lar. Ancak ba­zı­la­rı­nın bağ­lı­lık­la­rı­nı el ense ve künde dü­ze­yi­ne çı­kar­ma­la­rı üze­ri­ne kür­sü­den bu kez bir uyarı anon­su pat­la­dı:
-Uşak­lar! Se­vin­cun to­zi­ni ka­çir­ma­ya­lum.
*KIRK YILDA Bİ GELİYİSUNUZ
Celal Me­mi­şoğ­lu esp­ri­li ve renk­li ki­şi­li­ğiy­le Rize’nin unu­tul­maz isim­le­ri ara­sın­da­ki ye­ri­ni al­mış­tır. Çok par­ti­li dö­ne­min baş­la­dı­ğı sı­ra­lar­da Rize’ye gelen me­bus­lar­dan bi­ri­ni kar­şı­la­mak­ta biraz he­ye­can­lı ve il­ti­fat­ta mü­ba­la­ğa­lı dav­ra­nır. Mebus: - Ne bu il­ti­fat? diye sorar. Celal hemen ce­va­bı ya­pış­tı­rır: - Nasıl il­ti­fat et­me­ye­lim... Kırk yılda bir ge­li­yor­su­nuz.
*TUT­TU­NUZ ŞEYİNİZİ TUTAR GİBİ
Ekrem Orhon Rize mil­let­ve­kil­li­ği­ne aday olur, se­çi­mi ka­za­na­maz. İkiz­de­re yo­lu­na baş koy­muş­tur. İkiz­de­re’ye gider. Tüm halk: -Biz seni tut­tuk Reis baba der.
Ekrem Orhon: -Evet tut­tu­nuz. Çiş ya­par­ken şe­yi­ni­zi tut­tu­ğu­nuz gibi...
*BİZ UŞAK DEĞİLİZ
De­mok­rat Parti dö­ne­min­de mu­ha­le­fe­ti tem­sil eden ve iki kez baş­ba­kan­lık yapan Hasan Saka’nın Trab­zon’dan gelen “Çekil” telg­ra­fı­na ce­va­bı:
“Trab­zon’dan gelen “Çekil” telg­ra­fı üze­ri­ne çe­kil­dim, 80 okka gel­dim.”
Hasan Saka, mec­lis kür­sü­sün­de ko­nu­şur­ken, “Ha bakun uşak­lar, ne di­ye­ce­ğum” de­yin­ce DP sı­ra­la­rın­dan “Biz uşak de­ği­liz” diye sa­ta­şır­lar.
Saka, gayet sakin cevap verir: “Tamam tamam la­fu­mi geri aldum. Bizum ora­la­ra­da yal­nuz er­kek­le­re uşak denur.”
*İDARE EDUN
DP dö­ne­mi­nin renk­li ki­şi­lik­le­rin­den biri olan Hasan Tez, bir gün kür­sü­de ko­nu­şur­ken DP mil­let­ve­kil­le­ri laf atar­lar, il­ko­kul me­zu­nu ol­du­ğu­nu yü­zü­ne vu­rur­lar.
Tez, Ka­ra­de­niz­li­le­re has hazır ce­vap­lı­lı­ğı ile: “Be­ye­fen­di­ler, şu mec­lis­te tah­sil­siz olan iki ki­şi­yiz. Biri Genel Baş­kan, biri de ben, bizi de idare edin” der.
*LAZ­LAR ULU­DUR
Rize’de eko­no­mi­nin temel di­re­ği olan ÇAY­KUR’da is­tih­dam oran­la­rı­na ba­kı­lın­ca; Lazca ko­nu­şu­lan il­çe­le­rin in­san­la­rı ilk sı­ra­yı, Trab­zon­lu­lar ikin­ci sı­ra­yı, Rize mer­kez ve mer­ke­ze yakın il­çe­ler üçün­cü sı­ra­yı alı­yor denir. Trab­zon­lu bir ÇAY­KUR ça­lı­şa­nı iç­ki­li bir ye­mek­te espri yap­mak ve azı­cık da Ri­ze­li­ler’e do­kun­dur­mak için geçti mik­ro­fo­nun ba­şı­na ve ses­len­di: -Lut­fen beni din­le­yi­niz! Tüm ba­kış­la­rı üze­ri­ne çek­tik­ten sonra ezan va­zi­ye­ti aldı. Öyle ki sağ eli­nin baş­par­ma­ğı­nı kulak me­me­si­ne do­kun­du­rur do­kun­dur­maz baş­la­dı:
-Laz­lar ulu­dur! Laz­lar ulu­dur! Laz­lar ulu­dur! Ri­ze­li­ler laz­la­rın ku­lu­dur! Ri­ze­li­ler laz­la­rın ku­lu­dur! Hayde laz­la­ra! Hayde LAZ­KUR’a! Hayde ÇAY­KUR’a! Laz­lar ulu­dur! Laz­lar ulu­dur!
*Fık­ra­lar Fatih Sul­tan Kar’ın Rize’de Ya­şan­mış Fıkra Gibi Olay­lar ki­ta­bın­dan alın­mış­tır.