Mübarek Ramazan ayının bitimi ile başlayıp 3 gün boyunca devam eden şeker bayramının ağızları tatlandırması beklenirken maalesef umumiyetle tam tersi bir durumla karşı karşıya kalındı.
Dünya üzerinde milyarlarca Müslümanın her yıl Ramazan ve Kurban bayramını eşiyle, dostuyla, akrabasıyla, ana-baba eş ve çocukları ile bir araya gelerek huşu içinde geçirdiği dini bayramlar maalesef ki özellikle son yıllarda yaşanan olumsuzluklar yüzünden istenildiği ahenkten hızla uzaklaşmaya başlamış durumda olduğu gözlemlenmektedir.
Özellikle dünya üzerindeki Müslüman coğrafyalarında dinmeyen gözyaşı en büyük sebeplerinden birini teşkil etmektedir. Bir başka etken ise bu ülkelerdeki ekonomik ve siyasi gelişmeler olarak değerlendirilebilir. Bir başkası ise aile yapılarının maneviyattan uzaklaşıp aile içi samimiyetin hızlıca yok olması, maddiyatın maneviyatın önüne geçmesi, akrabalık bağlarının her geçen gün biraz daha kopması, en önemlilerinden birisi de insanların samimiyetten hızla uzaklaşılmasından kaynaklandığı değerlendirilebilir. Bu olumsuzlukları daha da çoğaltmamız mümkün.
Hz. Allah insanları diğer canlılardan üstün kılan en büyük özelliği aklıdır diyor. Aklını kullanmayanın üstüne pislik yağdırırım diyor. Ne güzel söylüyor yüce yaradan. Allah tarafından bildirilen bu emre ne derece uyduğumuzu bir değil bin kez düşünmemiz gerekmiyor mu? Düşünüyorsak ne derece düşünüp ona göre hareket ediyoruz. Genel olarak insanlarımız bu emirleri bilmesine rağmen nedense uygulama aşamasında gerekeni gereğince yaptığı söylenemez. Kısacası Müslümanım demekle tam mümin olunmuyor maalesef. Mümin bir insanın dilinin söylediğini samimiyetle kalbinin tasdik etmesi gerekir. Bu şekilde olmadığı sürece o kişi veya kişiler münafık, riyakâr ve de samimiyetten uzak yüce İslam dinini şahsi menfaatleri uğruna kullanmaya çalışan din düşmanlarıdır. Allah bu ve buna benzer din suiistimalcilerinden bizleri korusun kollasın inşallah.
Maalesef günümüz de samimiyetten uzak bir kısım din bezirganlarının yaptığı da tamda budur. Şöyle ki, din adı altında servetine servet katar buna karşın fakiri fukarayı sabır etmekle öğütler. Kimi din tacirleri en iyisini yer içer, yatı katı bunun yanında son model arabalara biner, fakire ise haline şükretmeyi nasihat eder. Peygamber efendimiz bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor, komşusu açken tok yatak bizden değildir. Bu hadisi şerif aslında her çok net şekilde açıklar niteliktedir. Şöyle ki, bu hadis yakın çevresindeki ihtiyaç sahiplerinin durumuna duyarsız kalan, kendi refahını düşünüp başkalarının açlığına göz yuman kişinin olgun bir mümin/insan olamayacağını belirtir.
İşin özeti kısacası şu ki, samimiyetten, haktan, hukuktan, adaletten, akrabaya yardımdan uzaklaşılınca ne bayramlar bayram gibi kutlanır nede ortada bir sevgi saygı ve hoşgörü kalır. Maalesef üstte kalan alttakinin halinden anlamaz bir duruma geldiğimizden dolayı insanlarımız bayramları da gönüllerince yaşayamaz duruma gelmiş vaziyetteler. Güçlü azınlığın sesi olmaktansa samimi çoğunluğun sesi olmadığımız sürece açık ve net bir şekilde bundan sonrada bayramlarımızı tatsız değil de çok ama çok acı bir şekilde geçireceğimiz muhakkaktır.
İnsanları ötekileştirmeden her insanın Allah’ın bir kulu olduğunu ve herkes gibi insanca yaşamaya hakkı olduğunu biran olsun aklımızdan çıkarmadan hareket etmemizi ifade ederken, herkesin geçmiş şeker bayramını tebrik eder, sevgi ve saygılarımla.
Halil İbrahim SAKLI
