Menü yenicayeligazetesi.com
Dr. Öğretim Üyesi Ece Deniz GÜNAY

Dr. Öğretim Üyesi Ece Deniz GÜNAY

Tarih: 17.03.2026 11:39

İSTANBUL BOĞAZININ KORUYUCULARINDAN SARIYER’DE BULUNAN TELLİ BABA ve TÜRBESİ

Facebook Twitter Linked-in

Denizcilik geleneğine ilişkin halk anlatılarında, İstanbul Boğazı’nın manevi açıdan dört önemli şahsiyet tarafından korunduğuna inanılır. Bu inanca göre Boğaz çevresinde yer alan dört kutsal mekân; Üsküdar’da bulunan Aziz Mahmut Hüdayi, Beykoz’da yer alan Yuşa Peygamber makamı, Sarıyer’deki Telli Baba türbesi ve Beşiktaş’ta medfun olan Yahya Efendi ile ilişkilendirilmektedir. Rivayetlere göre Karadeniz yönüne seyreden ya da buradan İstanbul’a dönen denizcilerin, Boğaz’dan geçişleri sırasında bu manevi şahsiyetlere hürmet göstermek amacıyla selam verdikleri ve bu geleneğin denizcilik kültürü içinde önemli olduğu bilinmektedir.

Dört koruyucudan birisi olan Telli Baba’nın yaşamına veya tarihsel varlığına ilişkin güvenilir ve doğrudan tarihî kaynaklara dayanan kesin bilgiler mevcut değildir. Telli Baba hakkında aktarılan bilgiler, Aziz Mahmut Hüdayi ve Eyüp Sultan örneklerinde olduğu gibi yazılı tarihî belgelerden ziyade sözlü rivayetlerin zaman içinde derlenmesiyle oluşmuştur. Bu nedenle Telli Baba, literatürde çoğu zaman “hayalî veli” veya menkıbe-î şahsiyet kategorisi içerisinde değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, Telli Baba’nın kimliğine ilişkin farklı anlatılar ve rivayetler bulunduğu da bilinmektedir. 

Rivayetlerden birine göre Telli Baba’nın asıl adı Abdullah Efendi’dir. Abdullah Efendi, Fatih Sultan Mehmet döneminde İstanbul Boğazı’nın girişini gözetlemek ve korumak amacıyla bölgeye yerleştirilen askerî birliğin imamı olarak görev yapmış ve bu görev sırasında şehit düşmüştür. Rivayetler, aradan geçen uzun bir sürenin ardından verem hastalığına yakalanmış bir genç kızın rüyasında zatı görmesi üzerine söz konusu mezarın yerinin keşfedildiğini ifade etmektedir. Anlatıya göre, rüyayı gördükten sonra iyileşen genç kızın ardından pek çok kişi de türbeyi ziyaret etmeye başlamış ve böylece ziyaret geleneği yaygınlık kazanmıştır.

Bir başka rivayete göre sarığına gelin teli iliştirmesi sebebiyle “Telli Baba” olarak anılmaya başlanmıştır. Bazı anlatımlarda onun, Fatih Sultan Mehmet döneminde görev yapan askerlerden biri olduğu ileri sürülmektedir. Buna göre Telli Baba’nın, günümüzde türbesinin bulunduğu bölgede yer alan bir Kadiri dergâhında uzun yıllar hizmet ettiği ifade edilmektedir. Aynı rivayetler, bu süreçte İstanbul Boğazı’nın manevi koruyucularından biri olarak kabul edildiğini de belirtmektedir. Hakkında anlatılan çok sayıdaki menkıbe ve sözlü aktarım doğrultusunda Telli Baba Hazretleri, çeşitli kerametler gösterdiğine inanılan tasavvufi bir şahsiyet olarak değerlendirilmektedir.

Telli Baba’ya ilişkin tarihî nitelikte resmî belgelere rastlanmamakla birlikte, sözlü tarih ve halk anlatıları çerçevesinde onun hakkında çeşitli rivayetler aktarılmaktadır. Bu anlatımlardan birine göre, II. Mahmud döneminde, 19. yüzyılın ilk yarısında meydana gelen Osmanlı–Rus çatışmaları sırasında, Karadeniz Boğazı çevresinde, Telli Baba’nın müritleriyle birlikte düşman kuvvetlerine karşı direniş gösterdiği ileri sürülmektedir. Rivayetin devamında, söz konusu olayların ardından Telli Baba’nın bu stratejik noktaya yerleştiği ve zamanla İstanbul Boğazı’nın manevi koruyucularından biri olarak kabul edildiği ifade edilmektedir. Nitekim türbenin bir bölümünde Sultan II. Mahmud’a ait bir tuğranın yer alması da bu anlatılarla ilişkilendirilen unsurlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Telli Baba’ya atfedilen menkıbeler arasında en yaygın anlatılardan birinin, Kurtuluş Savaşı dönemiyle ilişkilendirildiği görülmektedir. Sözlü rivayetlere göre, düşman kuvvetlerinin İstanbul Boğazı’nı geçmeye teşebbüs ettiği bir sırada Telli Baba’nın, Beykoz’da makamı bulunduğuna inanılan Yuşa Hazretleri ile birlikte manevi bir müdahalede bulunarak Boğaz’da görünmez bir engel oluşturduğu ve bu şekilde İstanbul’un korunmasına katkı sağladığı anlatılmaktadır. Bu anlatı, halk arasında aktarılan menkıbevî geleneklerin önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

Sözlü anlatılara göre, Sarıyer ve Rumeli kavağı çevresinde yaşayan balıkçılar büyük ölçekli av seferlerine çıkmadan önce toplu şekilde Telli Baba’nın türbesini ziyaret ederek dua ederler. Bu ziyaretlerinde, deniz yolculuğu sırasında karşılaşılabilecek tehlikelerden korunma ve bereketli bir av elde etme temennisiyle dua ederler. Telli Baba’nın, bölgedeki denizcilik ve balıkçılık kültürü içerisinde manevi bir koruyucu olarak kabul edilmesi Denizcilik kültürü açısından önemini göstermektedir. 

İstanbul’daki önemli ziyaretgâhlardan biri olarak kabul edilen Telli Baba’nın kabri, dilek ve temennilerinin gerçekleşmesini umut eden çok sayıda kişi tarafından ziyaret edilen mekânlar arasında yer almaktadır. Telli Baba sadece Denizciler için değil, halk inanışında özellikle evlilik çağındaki gençlerin veya talihinin açılmasını arzu eden bireyler için de önemli bir türbedir. Evlilik niyetinde olan gençler ya da onların aileleri tarafından gerçekleştirilen ziyaretlerde, dilek ve temennilerin kabul edilmesi amacıyla türbeye “gelin teli” adama geleneği vardır. İnanışa göre dilekleri gerçekleşen kişiler, evlilik hazırlıkları sürecinde yeniden türbeyi ziyaret ederek daha önce adadıkları gelin telini bırakmakta ve bu şekilde adaklarını yerine getirmiş olmaktadır. Günümüzde de evlenen çiftler, evlendikleri gün Telli Baba Türbesi’ni ziyaret ederek hem kısmetlerinin hayırlı olması hem de evliliklerinin uzun ve huzurlu sürmesi dileği ile dua etmektedir.

Kaynakça

Ergin, Ş. (2012). Telli Baba Kimdir. İstanbul: Altınoluk Yayıncılık.

Tuzcu, F. (2019).  İstanbul’un Dört Türbesinin (Aziz Mahmut Hüdayi, Hazreti Yuşa, Telli Baba, Yahya Efendi) İnanç Turizmi Açısından Değerlendirilmesi. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yüksek Lisans Tezi.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —