Kudret Uğurlu EMİNSOY

Tarih: 28.11.2025 09:20

SEFERİLİK NEDİR? SEFERİLİKTE NAMAZ KISALTILIR MI?

Facebook Twitter Linked-in

Öncelikle kavramlar üzerinde duralım. Seferilik demek yolculuk demektir. Misafir ise yolcu demektir. Dinen namazların kısaltılabileceği şeklinde ruhsat verilen seferilik hali acaba hangi tür bir seferiliktir? Çeşitli yolculuk vasıtaları ile çıkılan yolculuk mudur yoksa başka bir yolculuktan mı bahsedilmektedir? Yolcular yolculukta namazlarını kısaltırlar mı? Bu sorulara cevap vermeden önce meselemize temel oluşturan Nisa suresi 101-102-103ncü ayetlere bir bakış atalım.

SEFERİLİKLE İLGİLİ AYETLER

“Yolculuğa çıktığınızda, inkârcıların size bir kötülükte bulunmalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. İnkârcılar size apaçık düşmandırlar.” Nisa 101

“(Tehlikeli bir anda) sen onların arasında bulunup kendilerine namaz kıldırdığında içlerinden bir grup seninle birlikte namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secde ettiklerinde arkanıza geçsinler ve henüz namaz kılmamış olan diğer grup gelip seninle birlikte namaz kılsınlar. Bu arada tedbirlerini alsın ve silahlarını da yanlarında bulundursunlar. Kâfirler sizin silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gafil olmanızı ve birden üzerinize baskın yapmak isterler. Yağmurdan dolayı sıkıntınız olur veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Ancak tedbirinizi alın. Allah kâfirler için aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.” Nisa 102 

“Namazınızı kıldıktan sonra ayakta, oturarak ve yan üstü yatarken Allah'ı anın. Güvene kavuştuğunuz zaman ise namazı gereğince kılın. Namaz müminlerin üzerine belli vakitlerde yerine getirilmek üzere farz kılınmıştır.” Nisa 103

Bu konu Nisa suresi 101nci ayette geçmektedir demiştim. Ayette görüldüğü üzere Allahu Teâlâ yolculuğu bir şarta bağlamıştır. Bu şart ise büyük bir mazeret olan ölüm tehlikesidir. Allahu Teâlâ ayette oldukça açık bir şekilde: “Eğer kâfirlerin size bir fitne, ölüm tehlikesi arz etmesinden korkarsanız namazı kısaltmanız da bir sakınca yoktur.” diye buyuruyor. Demek ki neymiş? Ölüm tehlikesi varsa namaz kısaltılabilirmiş. Tabi ki bu mutlaka kısaltılmalıdır şeklinde zorlayıcı bir söylem değildir. Kısaltılmalıdır değil kısaltılabilir.  

SEFERİLİK KİŞİYE ÖZEL VE GÖRECELİDİR

Seferilikte yolculuğa çıkmak mazerettir denilmektedir. Namazların kısaltılmasını da bu illete bağlıyorlar. Geçmiş zamanlarda bu şekilde düşünmek uygun görünse de günümüzde artık yolculuklar zaruret olmaktan çıkmıştır. Zamana bağlanmış olan yolculuklar, mesafeye bağlanmış yolculuklar yolculukta kullanılan binek cinslerine göre eski zamanlarda belirlenmiştir. 90 km. lik bir mesafeye sefere çıkan bir yolcu bu mesafeyi belki 3-4 günde alıyordu. Ancak şimdiki lüks arabalarla bu mesafeyi neredeyse yarım saatte alıyoruz. Hem de gayet rahat bir ortamda. Hızlı trenlerin, hızlı otomobillerin, uçakların olduğu bu zamanda 90 km. ne kadarda kısa bir mesafe sayılmaktadır. Öyle değil mi?

Ancak her ne kadar günümüzde ulaşım şekilleri oldukça hızlı ve konforlu hale gelmiş olsa da halâ zor şartlarda yolculuk yapmak zorunda olan insanlar bulunmaktadır. Özellikle kış şartlarının çok zor geçtiği coğrafyalarda yaşayanlar yahut afet bölgelerindeki afetzedeler ve oralara yardıma giden kurtarma ekipleri, zor şartlarda görev yapan kolluk kuvvetlerimiz ayrı bir hüküm taşımaktadırlar. 

İBADETLERİMİZDE İHLASLI VE SAMİMİ OLMALIYIZ

Diyeceğim odur ki bu tarz hükümleri verirken genelleme yapmaktan kaçınılmalıdır. O halde bu hükümleri genellemeden kişiye özel ele almak gerekmez mi? Zor şartlarda yolculuk yapanlar, vasıtayı kaçırma riski olanlar, hala at eşek gibi binekler kullanarak yolculuk yapanlar, hastalık, ölüm tehlikesi olan oldukça soğuk kış günlerinde yolculuk yapmak zorunda kalanlar, hatta savaş ortamında kalanlar, askeri tatbikatlarda komutanının emrinde vazifesini terk etmesi mümkün olmayanlar, orman yangınları, deprem, sel vb. gibi doğal afetlerin ortasında kalanlar ya da buralara yardım için gelenler gibi kişiye özel ortamlarda elbette namazlar kısaltılabilir. Fakat bunların aksine rahat bir ortamda yolculuk yapan kişiler ise namazlarını kısaltmadan tastamam kılmalıdırlar. Zarureti menfaatince kullanmak çıkarcılık olur. Bu da bir Müslümana yakışmaz. 

Sevgili kardeşlerim sonuç olarak ayetler gayet apaçık ortadadır. Bu durumu kıvırmanın da bir anlamı yoktur. Ayetler de namazınızı savaş yolculuğu gibi bir sıkıntı varsa kısaltılabilirsiniz deniliyor. Nasıl kılınacağı bile ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor. Öyleyse öküzün altında buzağı aranmamalıdır. Herkes durumuna samimi bir şekilde bakacak. Eğer zaruret meydana gelmişse “Namazınızı kısaltabilirsiniz” şeklindeki ruhsat ile hareket ederek namazını kısaltacak, yok eğer durumu gayet rahat ise artık namazı kısaltmanın planlarını yapmaktan vazgeçecek ve namazını dosdoğru bir biçimde kılacak. İşte hepsi budur. Elbette ki her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Samimi duygularla ve ihlas ile ibadet edebilmek ümidiyle hepinize sevgi ve saygılarımı yolluyorum. Hoşça kalın. Ve elbette ki her zaman uyanık kalın. Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —