Tarihe dönüp baktığımızda yok olan nice uluslar ile beraber ortadan kaybolan ya da şekil değiştiren pek çok geleneklerin de silinip gittiğini görmekteyiz. Bu yok oluşun en başında gelen sebeplerden bir tanesi de zaman anlayışlarımızın değişmesidir. Takvim kullanımlarının uluslardan uluslara ve kültürlerden kültürlere farklılık göstermesi de değişik coğrafyalarda yaşayan insanların evrensel olaylara göre şekillendirdikleri kültürlerinin tarihi algılarını da değiştirmiştir. İşte bu anlattığım kültürel değerlerdeki tarihi farklılıklara en güzel örnek de insanların yılbaşı kutlamalarıdır. Elbette ki insanlığın takvim buluşları, iklim değişikliklerinin başlangıcı ve sonu olan mevsim döngülerini temel almaktadır. Kış mevsim döngüsünün başlangıcı olan 21 Aralık ve sonrasındaki günler de insanlığın yılbaşı kutlamalarına başlangıç oluşturmuştur. Bu yazımda bunun gibi önemli doğa olaylarına kutsallık atfederek, bu günlerde kutlamalar yapan insanın, ülkemizde de bir gelenek haline gelen ve yılbaşı kutlamalarından bir tanesi olan KALANDAR’dan bahsedeceğim.
KALANDAR NEDİR? NERELERDE YAYGINDIR?
Kalandar kelimesi Latincede ayın birinci günü anlamına gelen Kalandae kelimesinden gelmektedir. Batı dillerine ise Calender yani takvim olarak geçmiştir. Kalandar (Galandar) günümüzde Doğu Karadeniz'de özellikle Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane çevresinde kışın tam ortasında kutlanan çok eski bir gelenektir. Kalandar yöresel bir yılbaşı kutlamasıdır.
Doğa çetindir. Tek başına mücadele edilemez. Ancak toplumsal olarak birlik ve beraberlik içinde olunursa doğaya karşı zafer kazanılır ve hayatta kalınabilir. Bu nedenle yılbaşı kutlamaları aslında hayatta kalmanın toplumsal bir çırpınışıdır. Bu kutlamalar ile birlik olmak hedeflenir. İnsanlar bir araya gelirler ve eğlenirler. Böylece toplumsal dayanışma sağlanır ve toplum doğaya karşı ayakta kalır. Kalandar yılbaşı kutlamalarının ruhu da budur. Bu sadece bir yılbaşı değildir, aynı zamanda doğayla uyumlu bir hale gelmek, toplumsal dayanışmayı ayakta tutmak için ortaya çıkmış bir gelenektir. Binlerce yıl önceki insanlardan bizlere kalan tarihi bir kültürel mirastır.
KALANDAR’IN YAKIN TARİHİ GEÇMİŞİ VE GÜNÜMÜZDEKİ SON DURUMU
20.Yüzyılın son çeyreğine kadar Doğu Karadeniz’de köy hayatımızın doğal bir parçası olan Kalandar geçim şartlarının çetinleşmesi ile büyük kentlere yapılan göçlerle birlikte günümüze yakın bir zamana kadar unutulmuştu. Ancak bölgenin gelir kaynaklarının artması ile paralel gelişen Turizm sektörünün de destekleriyle yeniden canlandı. Bölge insanlarının kültürel bir özlemi olarak da gelişimine devam eden Kalandar kutlamaları artık yer yer kutlanmaya başladı. Yeni neslin köklerini keşfetme arzusu ile geri dönüş yaşayan Kalandar kutlamaları, özellikle belediyeler, dernekler vasıtasıyla beldelerde görünür hale gelmeye başladı.
Kalandar kutlamaları Yunanistan'da da yapılıyor. 1923 mübadelesiyle Karadeniz'den oraya giden Rumların bu geleneği de beraberinde götürdükleri anlaşılıyor. Çıkış orijini Trabzon olan bu gelenek, çevresine de buradan yayılmıştır. Ufak tefek karakter farklılığı olsa da özünde aynıdır.
KALANDAR KUTLAMASI NASIL YAPILIYOR?
Kalandar geceleri Karadeniz köyleri adeta birer tiyatro sahnesine dönüşüyor. Çocuklar ve gençler çeşitli kostümler kuşanıyorlar. Bu karakterlerden en meşhuru da Kara Koncolos'tur. Gençler yüzünü is ile boyar. Koyun postu giyer, eline bir değnek alır. Beline ise çıngıraklar takar ve Kara Koncolosu temsil ederler. Kara koncolos Karadeniz inançlarında kışın en sert zamanlarında ortaya çıktığına inanılan yarı insan, yarı hayvan bir varlıktır. Trabzon anlatılarında genellikle saf, taklitçi, zararsız ama ürkütücü bir figürdür. Bazı bölgelerde insanlara zarar verdiğine inanılır. Bazı yerlerde ise sadece yiyecek ister ve giderdi. Bu yüzden kışın en soğuk gecelerinde kapı önüne tepsiyle yemek bırakılırdı.
Birçok araştırmacıya göre bu çanlı, hayvan postlu figürler bereketi çağırmak, kötü ruhları kovmak ve doğanın yeniden uyanışını simgelemek için ortaya çıkmıştır. Çanların amacı sadece gürültü çıkarmak değil. doğayı uyandırmak, karanlığı dağıtmaktır.
Nihayet hazırlıklarını tamamlayan gençler bir araya gelip kemençe ya da kaval eşliğinde ev ev dolaşıyor. Kapılarda maniler söyleniyor. Söylenen manilere örnek bir mani de şöyledir: “Kalandaris kulandaris. Erkek uşak dişi buzak. Ver Allah ver dolsun bucak.” Bu arada önceden hazırlanan torbalar kapılara bırakılıyor ve gelenler saklanıyor. Ev sahipleri de bu torbaları fındık, mısır, tereyağı, peynir ve kurutulmuş meyvelerle doldurunca gençler torbalara bağlı ipi çekerek torbaları kaptıkları gibi başka bir eve gitmek üzere oradan uzaklaşıyor. Bu toplananlar meydana getiriliyor ve orada büyük bir sofra kuruluyor. Ateşler yakılıyor. Müzik eşliğinde dans ediliyor. Oyunlar oynanıyor. Hep beraber yemekler yeniliyor. Kalanlarsa yoksullara dağıtılıyor. Amaç aslında oldukça basittir. Kışa karşı dayanışma ve zor şartlarda yalnız olmadığının farkındalığı ile güven duygusu oluşturmak.
KALANDAR KUTLAMASI NE ZAMAN YAPILIYOR?
Kalandar gecesi 13 Ocak'ı 14 Ocak'a bağlayan gece kutlanıyor. Peki, neden bu tarih? Kalandar Julien takvimine göre belirlenmiş bir yılbaşıdır. Aslında Kalandar, Türk ağzındaki şeklidir. Rumca ve Lazca KALANTA olarak biliniyor. Jül Sezar'ın milattan önce 46'da kabul ettiği Julien takvimi yüzyıllar boyunca batı dünyasında kullanılmıştı. Ancak sonradan Miladî takvim uygulamasına geçildi. Osmanlı zamanında da kullanılan değişik takvimlerden sonra nihayet Türkiye’de Miladî takvime geçildi. Takvim değişikliklerinin Kalandar kutlamasına etkisi ise şöyledir. Julyen takvimi ile bugün kullandığımız miladi takvim arasında 13 günlük fark vardır. Bu yüzden Kalandar gecesi 13 Ocak'ı 14 Ocak'a bağlayan gece kutlanılıyor.
Kışın en sert geçtiği dönem 22 Aralık ile 31 Ocak arasındadır. Halk arasında bu döneme zemheri denir. Soğuk keskindir ve hastalıklar artar. İşte Kalandar, bu korkunç soğuğa karşı bir moral kazanmanın ve yalnız değiliz demenin psikolojik bir yoludur. 14 Ocak yeni yılın ilk günüdür. Sabah evin çevresine sular serpilir ve genel bir temizlik yapılır. Eve ilk giren kişinin uğurlu olması beklenir ve gelen hoşnut tutulur. Bu gün nasıl geçerse tüm yılın bu şekilde geçeceğine inanılır.
BİR ELİN NESİ VAR, İKİ ELİN SESİ VAR
Kış ne kadar sert olursa olsun eğer birlik ve beraberlik içinde olursak, mutlaka bahar gelecektir. Ne demiş atalarımız: “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” İşte Kalandar Kutlamaları da bize birlik ve beraberlik içinde olmanın, yardımlaşma ve dayanışmanın önemini öğretmesi açısından önemli geleneklerimizden bir tanesidir. Herkesin KALANDARI KUTLU OLSUN. Bu duygularla hepinize sevgi ve saygılar yolluyorum. Hoşça kalın ve elbette ki her zaman ve her yerde uyanık kalın. Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.